![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
Sen geldin ama bu bir geliş değildi, sanki içimde yıllardır eksik duran bir parça adını bilmeden seni bekliyormuş. Gölgelerin bile adını unuttuğu bir yerde zaman ilk defa kalbimi denedi seninle. Rüzgâr sana dokunmayı o gün öğrendi, ben ise susmayı… çünkü bazı güzellikler ancak içinden geçilerek anlaşılır. Ve ben seni ilk gördüğümde hiç tanımadığım bir hatıraya ağlar gibi oldum, çünkü bazı insanlar geçmişten değil, eksikliğimizden gelir. Kalbim senin yanında kendini ilk defa dürüst buldu, saklanacak hiçbir köşe bırakmadın bana. Anladım ki insan en çok anlaşıldığında değil, kaçamadığında aşık olur. Gözlerin… gecenin kendine anlattığı sır gibi, ama bir uçurum değil bir dönüş… baktıkça kaybolmadım, kendime vardım sende. Ellerin bir şiirin en sessiz dizesi, dokunsam bozulacakmış gibi, ama değmeden de eksik kalan bir dünya gibi. Seninle konuşurken kelimeler yetmedi, çünkü dil yüzeyde kalanlar içindir, biz susarak birbirimize değdik. Ve korktum… çünkü sen, kaybetme ihtimalinin bile insanı değiştirdiği o nadir şeylerdensin. Sen “hoş geldin” demedin belki, ama içimde bir kapı açıldı ve anladım: bazı insanlar geldiğini söylemez, yerleşir. Eğer bir gün gidersen… ki hayat en çok kalanları değil, gidenleri öğretir insana, ben yine yaşarım belki ama içimde hep senin hiç dokunmadığın bir yer acıyarak atar. Şimdi buradasın, ve herkes aynı gökyüzüne bakıyor, ama ben başka bir mavi görüyorum. Çünkü sen… göğe bile yakışmayan bir renksin. Ve bil ben seni sevmiyorum sadece, ben sende kendimi bulmanın ağırlığını taşıyorum. Çekme, Cennetimin Pencerelerine perde. Kaldır! Göz kapaklarını |
|
|
Alıntı Yap |
| Bu Makaleyi Görüntüleyen Şu Anda Aktif Kullanıcılar : 1 (0 Kayıtlı Üye Ve 1 Misafir) | |
|
|