![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
Başta fark etmemiştim.
Gülüşünün içindeki o ince hesabı, cümlelerinin arasına gizlediğin küçük zehirleri, beni herkesten yavaş yavaş koparışını… Sevgi sandım. Korunmak sandım. “Biz bize yeteriz” dediğinde romantik buldum. Önce arkadaşlarımla arama mesafe girdi. “Onlar seni anlamıyor,” dedin. Sonra ailemle… “Onlar seni aşağı çekiyor,” dedin. Her seferinde haklı gibi konuştun. Her seferinde beni biraz daha yalnız bıraktın. Ben bunu bağ sandım. Meğer bağ değil, bağlanma tuzağıymış. Bir gün fark ettim; telefonum suskun, kapım çalmaz olmuş. Hayatımda tek bir ses var: seninki. Tek bir onay var: seninki. Tek bir yön var: sana doğru. Kendi kararlarımı alırken bile “o ne der?” diye düşünür olmuşum. Kendi iç sesim senin sesine karışmış. İnsan en çok ne zaman kaybolur biliyor musun? Karanlıkta değil. Birine fazlasıyla güvendiğinde. Beni korumadın, Beni küçülttün. Beni sevmedin, Beni yalnızlaştırdın. Ve en acısı, bunu yaparken kendimi sana daha çok muhtaç hissetmemi sağladın. Sanki dünyada tek güvenli liman sendin. Oysa liman değil, fırtınanın ta kendisiymişsin. Çok sonradan anladım: Sevgi, insanın dünyasını daraltmaz. Sevgi, insanı herkesten koparıp tek bir kişiye zincirlemez. Sevgi, bağımlılık yaratmaz. Şimdi yeniden öğreniyorum: Kalabalıkların içinde kaybolmayı değil, kendimle kalabilmeyi… Birine tutunmadan da ayakta durabilmeyi… Ve en önemlisi, yalnız kalmanın yalnızlaştırılmaktan çok farklı bir şey olduğunu. Çünkü yalnızlık bazen özgürlüktür. Ama birinin seni herkesten koparması, işte o gerçek bir hapistir. |
|
|
Alıntı Yap |
| Bu Makaleyi Görüntüleyen Şu Anda Aktif Kullanıcılar : 1 (0 Kayıtlı Üye Ve 1 Misafir) | |
| Makale Araçları | |
| Stil | |
|
|