![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
On iki ayın içinde eylül ayının yeri bir başkadır…
Ayrı bir tadı, ayrı bir duygusu vardır… O tat çoğu zaman buruk, o duygu çoğu zaman hüzündür… - Tatiller eylülde biter, - Ayrılıklar eylülde başlar, - Bağ bahçe işleri, düğün dernek telaşı olmaz eylülde… - Delikanlılar daha çok eylül celbinde gider askere, - Okullar eylülde açılır, öğrenciler eylüle hazırlanır… - Gurbetçiye yol eylülde görünür… Sılaya hasret eylülde başlar… - İnsan seline dönen terminallerin, bulunmayan biletlerin ayıdır eylül… - Kaygıların, üzüntülerin, acıların, ıstırapların doğum günüdür eylül… Yemyeşil doğa sararıp solar eylülde… Yapraklar dökülür, kuşlar göçer, deniz kabarır, dereler bulanır... Baharın cıvıltıları biter bir anda… Çekirge sesleri, ateşböceği vızıltıları yerini guguk kuşlarının alarmı andıran çağırışlarına bırakır… Tabiat tüm canlılara nota verir eylülde… Posta koyar, gider yapar… Soğuk yüklü yağmur treni eylülü istasyon eder kendine… Rüzgarın, fırtınanın sığınağı olur eylül… Mutlu, neşeli, coşkulu hikayesi olmaz eylülün… Kayıpları olur, gözyaşı olur, Çokça gideni, ayrılanı olur… Yaşamı güzelleştiren ne varsa uykuya dalar eylülde… Biten yılın defterinin dürüldüğü hesaplaşma, mahsuplaşma zamanıdır eylül… Acı tatlı duygularla hayat gerçeğinin tadına varan insan, bunu eylüle borçludur... O ilhamı eylül vermiştir ona... Eylül ikmalinde kazanmıştır birçok şeyi... Gönül kırıklıkları, ayrılık, hastalık, kayıp, özlem, veda, yoksulluk, çaresizlik, yalnızlık... Bütün bunlar, insanı bitiren değil; bazen onu yeniden başlatan, hayata sıkıca tutunduran bir dal olur eylülde... Eylülde yaşayan değil, “eylülü yaşayan” bilir bunu... Eylülü yaşamak herkese kısmet olmaz... Tüm hayatını varlık içinde sürdüren, para ile saadet temin edebilen insanlar için durum farklı olabilir… Onlar eylülün dilinden anlamazlar… Eylülün derdini bilmezler… Gamdan, kasavetten nasipleri yoktur!... Ayrılıktan, hüzünden paylarına bir şey düşmez… Yokluktan, darlıktan, gelen kıştan ve kardan tasalanmazlar… Eylül çaresizliğinin hazzına varamaz, o endişeyi duyamazlar… Yeni bahara hasret ateşiyle kavrulmanın, ne demek olduğunu bilemezler… İşte o yüzden; Eylülü yaşamamış olanların, eylül derbederlerine bir faydası yoktur!... Biri akçaağaçta yaşar, diğeri darağacında... Biri şarkı söylemeyi bilir, diğeri ağıt... Bilmediği bir acıyı dindirebilir mi insan? Çekmediği sefaleti, üzüntüyü, gamı… Yaşamadığı yokluğu, ayrılığı, kayıpları bitirebilir mi? Otobüsü yanlış durakta beklemek gibi, abesle iştigal olur ancak!... Teselli vermek babından söylemek gerekirse: Eylül ikmaline kalmak o kadar da kötü değilmiş... En azından acının tadını öğretiyor insana... Tabi hissedebilene!... Bizi sevenler var sanmıştık , her biri mi usta oyuncuydular...
|
|
|
Alıntı Yap |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
|
|