![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
Önce kelimelerin içleri boşaldı..sonra da içimiz..
Duygularımız ..zavallı can çekişen duygularımız.. Maddenin hamurunda kendi öz mayasından ayrıldı..maddeyle yoğrulan duygular yerini kaba sabalığa bıraktı.. O kadar duyğusuzlaşmıştık ki..kendimizi kandırdığımızın henüz farkında bile değildik..iyiydik..hoştuk..en büyük acıları bizler yaşamış..en büyük badireleri bizler atlatmıştık.. Bu yüzden başkalarının acılarını hafiften saydık..sormadık onlara..neler hissettiklerini..neler yaşadıklarını.. Sormadık ve dinlemedik..çünkü biz o anlarda hep kendi acılarımızla meşguldük.. İçimizde kalan son kırıntılarla can çekişen yanımıza teselli olsun diye arada ..duygularımızın coşkusuna kapılıp ..sevdiğimiz sandığımız insanlara koşuyor...sanki onları olmasak bile düşünüyormuş gibi davranıyor ve inandırmaya çalışıyorduk..aslında kendimizi inandırmaya çalışıyorken.. Vardık ya.. Yokluğumuz bile varlığımızdı ya.. Olmadığımız her an aslında kalbimizdeydiler ya.. Oysa biz onları üzdüğümüzün bile farkında değildik.. O kadar bencildik ve o kadar kendimizi yaşıyorduk.. İşte böyle boşalttık kelimelerin içlerini ilkin.. Sonra kendiliğinden içimiz de boşaldı.. Ve bir gün başkaları inanmadı bize.. ''Bir insan ya vardır ya da yoktur gerisi palavra '' diye.. Ve biz; Artık kelimelerin içlerinin boşalmadığı .. Var'lığı ile Yok'luğu arasında hiç bir fark göremediğimiz insanların bizi anlık mutlu etmeleri ile ilğilenmediğimizi ve hatta bizi incittiğini fark edebiliyorduk.. Ve değer verdiklerimize yeniden bu defa sımsıkı sarılıyorduk.. Biz Var'dık.. Var olmak istediklerimizle birlikte.. Kelimelerimizin içleri ve içlerimiz boşalmadan.. Acılarımızı ve sevinçlerimizi değil sadece.. Her günümüzü paylaşıyorduk.. Biz Var'dık.. (alıntı) Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir...(Atatürk )
|
|
|
Alıntı Yap |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
|
|