![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
Üzerinden sarkan, kendine üç beden büyük gelen pantolonu (ki önündeki seneler de düşünülerek alınanlardan), küçücük ve esmer ellerinde sırıtan kocaman, parlak çay tepsisi ve çocuklara has masum, belki biraz utangaç bakışlarıyla girdi odaya. Girdi ve küçük kıyamet anlarımdan biri oluverdi.
O hiç farkında olmasa da… Yaşı belki ondu belki on iki… Daha küçücüktü. Yorgundu. Hem de çok yorgun. Çelimsiz bedenine ağır geliyordu yükü belli. Sabahtan beri koca binada tek başına çay taşımıştı, taşıyacaktı… bildiğimiz tabirle ekmek parasıydı derdi ve yine bildiğimiz tabirle yaşıtları dışarıda sokağın ve oyunun içindeyken o kahverengi ve kirli bir binanın içindeydi. Belki de ‘hayatın içi’nde olmasıydı acıtan, şaşırtan. Şaşırmak aptalcaydı dedim sonra kendi kendime. Biliyorduk, öğrenmiştik biz bu çocukları. Nasıl öğrenmiştik hatırlamıyorum. Ama öğrenmiştik. Masa başı söylemlerde anmıştık sık sık yumruklarımızı sıkarak. Hiç tanımasakta onları, hiç yüzlerini görmesek de içimiz acımıştı parçalanan ellerini ve yorgun çıplak ayaklarını düşünerek. Sonra herhangi bir zamanda herhangi bir binada karşıma dikiliverdi biri. Küçük kıyamet anlarımdan biri oluverdi. O hiç farkında olmasa da… Şimdi düşününce, biliyorum ki aslında onlar her yerde dikilmişti benim karşıma ama sanıyorum ilk defa kafamın içini değil yüreğimi açtım ve sanıyorum ilk defa gerçekten gördüm. Bir asır öncesi gibi gelen ama dünya zamanıyla en az üç en fazla beş senesine tekabül eden önceme aldı götürdü beni.. Bizi duyup duymadıklarını bilmeden ve hatta önemsemeden, onlara ‘güzel günler göreceğiz çocuklar’ demiştik ama aramızda değillerdi, hiç olmadılar... Bizim gibi düş kurma şansı vermedik onlara. Belki de hiç okşamadık, dokunmadık… Onları kurtarmayı hayal etmiştik en çok. Zihnimizin içinde bir imgeydi o çocuklar, romantik bir hayal… metamızdı en çok… Sanırım biz en çok şiirlerdeki çocukları sevdik… Şiirlerde de sevsek, o zamanlar onlar için güzel şeyler yapabileceğimize yürekten inandığımız zamanlardı. İnandığımız zamanlar kıyametimiz oldu… Şimdi buram buram arabesk kokan bu cümleler, salt düş kurmanın, buna inanmanın ama şiirlere ve türkülere hapsolmanın bedeli elbet. Ödüyoruz… o çocuk orda… o binanın içinde… ‘hayatın…’ Şimdi dilimde mutasyona uğradı her şey, ve zihnimde… Güzel günler görecektik çocuklar, size biz sunacaktık ellerimizle... biz sandık ki, sizin için düşler kurmak yeterli… biz sandık ki yüreğimizin ortasına oturtunca sizin çıplak ayaklarınızı çözüm kendiliğinden gelecek… biz sandık ki şiirler bize cesaret verecek… olmadı elbet ama ne var ki biz; hem vallahi hem billahi çok inanmıştık! Bilgen.. Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir...(Atatürk )
|
|
|
Alıntı Yap |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
|
|