![]() |
06:25
Çaresizliğin satır aralarından sesleniyorum sana.
Kimsesizliğin tokat gibi yüzüme vurduğu anlarda parmak uçlarından sızan su damlalarından biriktirdim gözyaşlarımı, kahkalarımla boğduğum kaç sessiz çığlık var bilmiyorum. İstanbul diyorsun ya bir kez daha aşık oluyorum sana. İki yakasını bir araya getirmeye ramak kala kendi ellerimizi yine kendimiz tutuyoruz.. Ellerine dokunabilsem buz keser bedenim, bakışlarına yakalansa bakışlarım yangın çıkar. Şahit olsun İstanbul bize..! Kimsesiz yanlarımızı tamamladığımızı yazsın sokak başlarına aşıklar. İntihar eden onlarca hayali yüzdürelim boğazında kağıttan yaptığımız gemilerle. İki dudağından dökülsün her adımım ve yaşanması gereken herşey sana dair olsun. Sana ait ne varsa sahiplenebileyim..! Kanıyorum görmüyor musun.? Yalnızlık dönüyor etrafımda, çaresizliğim almış başını gidiyor. Neyi tutsam elimde kalıyor.. Paramparça ellerim hayat yarasından görünmüyor, kalbim kırık dökük. Parmak uçlarım nereye dokunsa yangın oluyor, kül oluyor bedenim. Yok oluyorum ve ben bile farkında değilim.. Mutluluğum elinden şekerlemesi alınmış bir çocuğun ki kadar sahipsiz şimdi. Söyle, Sahiplenebilir misin beni şimdi.? .. |
Mutluluğumuzu sahiplendirme çabamızdan mı acaba bu kalp sızısı?
Mutluluk paylaşılmalı diye öğretmişlerdi bize, sahiplendirmeye kalktık diye başaramadık herhalde. Ellerinize sağlık @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. |
Kaleminize sağlık @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...].
|
Çaresizliğin satır aralarından sesleniyorum sana.
Yalnızlık dönüyor etrafımda, çaresizliğim almış başını gidiyor. Neyi tutsam elimde kalıyor.. Emegine Yuregıne saglık @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. |
" Ilık bir ilkbahar akşamı esen rüzgarla gelen gül kokusu gibi huzurla dolar ellerinin yüzüme dokunduğu her an.. Avuç içlerin avuçlarımda birleşse o an aşkın bir kelebek gibi ömrünü adar ömrünün en güzel anlarına.. Gözlerin gözlerime bir kere bakıp dalsa o an sevgim uçsuz bucaksız olur tıpkı mavi gökyüzü gibi derin denizler gibi yüreğime çarpar dalgaları hırçın ve yürekli.." Çok sevmek ne kadar güzel olsa da acılarını yaşamaktan geri alamıyoruz kendimzi. ve yine beni birşeyler yazmak için tetikleyen bir şiir oldu @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] emeğine yüreğine sağlık çok anlamlı yazı hatta daha öncekilerine hiç benzemeyen buruk bir okdr da üzücü dokunacağı yere dokundu. Teşekkürler :alkis |
Neydi öznesi yüklemi olan bedbaht sözler
Neydi anlamsızca haykırışlar sözlerin kaleminde saklı olanlar Kimine göre özne Kimine göre yüklem Söyle bee şu nefes aldığımız dünyada Bir tutam mutluluk dediğimiz eli tutacakmıyız... Yoksa yok olup gidecekmiyiz. Vesselamm Emeğine sağlık grdaşlık içimi hoş eyledin gönül denizini harladın bilen mi... |
Alıntı:
Yedi tepesinin herhangi birine yasladığımız ruhumuz şahit olsun; Akreple yelkovana kafa tutacak kadar cüretkar olabilirim parmaklarımın arasındayken parmakların.. Gel, gözlerimi astığım gözlerinin gölgesinde soluklanalım.. Yüzünün kıvrımlarını yeniden keşfederken Colomb misali, Her kuytuda nefes diye ciğerlerimize biz’i dolduralım.. Aldırma kelebeklerin ömrünün bir gün olduğunu söyleyenlere; Hangisi farkında yüzyıllardır karın boşluğunda dolandıklarının.. Karşımda sen, Menzilimde İstanbul’un mavisi.. İçim kor, Islak bir ateş misali.. Gel, Gel ki kıskansın Mecnun’un Leyla’sı seni.. Es, Es ki alev alsın bildiğimiz dillerin tüm harfleri.. |
Alıntı:
*Şevkatle Avuç içini öperken huzuru bulmak gibi ant içtik. Sabrın çölünde suya hasret iken. *Korkuyorum parmaklarımın arasından Kum saati gibi zamanın akacağına. *yazılıp çizilmemiş bir sayfa gibidir masum bakışlarla göz göze gelmek. *Bir bardak çaya iki nefes olsak,,, Yudum yudum geçer misin içimden? *Gel seninle yeniden dünyayı dolaşalım. *ateşle ateşte yürümek kadar zordur..Yansada ruhum ateşi sensin.. *Buğulu bulanık olan griye boyanmış Gökyüzü sensizlikten her gece ağlıyor, Cennette ki melekler bile nurumuzu kıskanıyor. *harflerin güldüğünü senin adında günlerimin güzel geçtiğini, deli deli estiğimin küllerini savurdum istanbulun yedi tepesine. *Bak işte gördün mü, bir varmış bir yokmuş gibi hiç bitmeyen Bir masalın başlangıcı olduk geceden sabaha karşı. |
Alıntı:
Şehrin kalabalığından sıyrılıp, Issız bir bankım manzarasından izliyorum seni.. Zamanın amansız devinimleri arasında, Saatin seni sen geçtiği anların birindeyim.. Ruhumuzu yasladığımız şehrin her tepesinde, Galata’nın Kız Kulesi’ne olan aşkı anlatılıyor dilden dile.. Sahi; Bir varmış bir yokmuşla başlayan hangi masalın, Hangisinde rastlamıştım ben sana.? Adının harflerini çıkardım alfabeden, Kim nasıl yazıyorsa yazsın artık şiirlerini.. Şehrin her çıkmazı kapına, Her köşesi sana çıkıyor bundan sonra.. Aldırmıyorum kimin hangi yolu adımladığına.. İki çay söyledim, Biri açık.. İnceden, selam olsun Cemal Süreya’ya.. Gecenin rengine karışıyor savurduğun küller, Bilirim; Senden gelip yine sana dönecekler.. Geceden sabaha bir masaldı belki de; Kaçan uykuya inat, Sobelendik üstü kapalı her cümlesinde.. |
Alıntı:
Bin yıllık bir masaldan kalmıştık, belleğim bir Deniz fırtınasına uğramıştır... kaybetmiştik birbirimizi bilinmez sonu olmayan diyarlarda aradım seni. Yoksa, yoksa o masalın tesirinde mi kaldık aslında... Eski bir Mektup düşün etrafı o kadar çok kırışmış ki, hatta yanık izleri bile vardı.. Gözlerimi kapattığım'da sanki Pierre Lotti'den kocaman şehri izler gibi, derin iç çekişmelerimi rüzgara karşı bırakarak sana doğru esiyorum... Alfabeden adımın harflerini tekrar birleştirerek hece hece okudum bir nefeste, sana "üfleyerek nefesime takılarak" bana yazdığın şiirleri. |
Alıntı:
Bin yıllık diyorsun.. Şehir gibi, eskidik belki de.. Kuruttuk yaşlarımızı, Unuttuğun kaç yaşam kaldı üzerimde..? Kaybolmaktan korkmadığım labirentimdin benim, Bundandı kendimi en çok sende bulmalarım.. Yaslayıp sırtımızı Pierre Loti’ye Karşımıza aldığımızda maviyi.. Işte, buradasın.. Tenime değen sen olmalısın.. Kanatlarında geçmişin ayak izleri, Takip ediyor sanki bizi her biri.. Bir masal, bir düş belki de.. Ne farkeder, Bile bile düştüm ben ateşine.. Şimdi ezberimde adın, Miras gibi senden dilime.. Hadi, üfle.. Takılalım artık nefesine.. |
Alıntı:
Ummadık anda nasıl da bakışlarına kurban oldun,, Lades gibi aklımda gözlerinde yansıyan şehrin ışıkları. Sen parmaklarımda tutturduğum kalem gücümsün kağıt'la buluşturduğum. Nazım Hikmet anısına "Bugünler belki gelirim sana. Konuşmak için değil, sadece yüzüne bakmak için." O hep anılarda, yaşanmamış yarınlarda anılacak... İstanbul da değilim ki... Uzaklardayım......uzaklardayım... Mürekkep nokta nokta sayfaları aşıyor. Usul usul kayıyoruz Yıldızlar parlak... ve ben seni İSTANBUL gibi seyrettim. Şiir gibi Okuyorum şimdi. Eee hadi ama köşeyi dön de çarpışalım artık. :memnun: |
Alıntı:
Her gece çıkıyor diyorlar sabaha, Şimdi ramak kaldı aydınlanmaya.. Şehir, usul usul kalabalıklaşıyor; Her ses, her yüz yine sana benziyor.. Uzak diyorsun, İki satır arası mesafemiz aslında.. Büyük harfle başlayan her cümle, Bile isteye yine seninle bitiyor.. En çok kendimden gittim ben, Gidip gidip sende buldum kendimi.. Bundan belki de yedi renk, dört mevsim İmlasına aldırmadan seni yazdı eğreti duran kalemin cümleleri.. Özdemir Asaf’ın dediği gibi; ‘ Ben ‘ kattım biraz sana, Çünkü sen de bensiz O kadar güzel değilsin hani.. Şimdi yeni bir günün kıyısında, Gecenin ıssızlığından sıyrılıyoruz.. Mısra mısra seyrettiğin şehrin, Olmak istediğin herhangi bir köşesindeyim.. Şimdi bir yel essin, En azından kokun gelsin.. |
Alıntı:
Dal gibi, senli olan şehre iki büklüm daldım. Bütün harflerin ucunda, başında , sonunda Sen varsın, yaylı bir ok gibi hedefe azimle ilerliyorum. Rengarenk kanatlarımı sen taktın bana, tüm renklerinle içimi ısıttın. Senden önce hep siyahlar, griler vardı hayatımda seninle beraber yeşili, maviyi, tanıdım... Bir sen kaldın birde ben..... Gelişin kışımı bahara çeviren, Esen rüzgara savurdum gülüşüm de olan manolya kokusunu. Huzurla dolsun ellerinin yüzüne dokunduğu her an'ın. Bin yıllık masaldan kalma kahramanım uçusuyor gönlümde… Büyük harfle başlayan tek şahidim … Ne mürekkep yetti, ne kağıt içimdeki ummâni taşırmaya… Gökyüzünde özgürce uçan Kuş misali sana doğru... |
Alıntı:
Aynı şehrin farklı bir akşamına denk geldik yine.. Kapına asılan mevsimlerin koynunda, Büyük harfle başladım yine sana gelmeye.. Mavinin manzarası ile başlamıştık, Eksik kalan ne kadar renk varsa Tamamlandı içindeki kelebeğin kanatlarında.. Aldırma etrafımızdaki kalabalıklığa; Bir sen, bir ben’den ibaretiz aslında.. Şimdi fonda tanıdık bir şarkı, Duvarda dans eden hayalin.. Üzerimize serilmeye başlayan geceyi de takıp koluma, Çarpışmak için geliyorum sözünü ettiğim köşenin başına.. Avuçlarımda huzurun, Tenimde kokun.. Şimdi bir masal seç kendine; Bir varmış bir yokmuş diyerek, Yaz yine beni gönül kaleminle.. |
Alıntı:
Bir varmış bir yokmuş gibi başlasın masalımız... Odasından hiç çıkmayan saatlerce şiir yazan, kendine bir dünya kurmuş Bana şiirler yazan birisi vardı. Her gülen yüzde her bakan gözde her duyduğu seste beni görüyor beni yaşıyordu.. Gülüşümü görmek için baktığı her bir anı da beni yeniden keşfe çıkıyor ve Rengarenk çiçeklerle bana taç yaparak şehrin en güzel köşesinde beni görüyor beni hissediyor... Rüzgara karşı savurduğum kokumu duyuyor o'na takılan nefesimi nefesine çekerek derin derin sırtını yaslayıp "fon" sesi eşliğinde gönül kalamimle hem yazdık hem hayalinle dans ettik geceye inat..... Kaybolmaktan korkmayan beni labirenti olarak gören... Büyük harfle başlayan her cümlesinde beni anan. Şimdi olmanı istediğim yerdesin, yürek dergahımın köşesindesin... Satır satır yazdım hece hece okudun bir Masalın başlangıcı, içimde usul usul kanat çırpan kelebeğin kahramanı oldun... |
Alıntı:
Yazmıştım oysa defalarca. Kaybolmaktan korkmadığım labirentimdin benim. Şehir sana uyuyor, sana uyanıyordu her sabah. Kız'ın Kulesi suretine bürünüyor günün batımında. Şüpheye düşmüş, çözememişsin suskunluklarımı. Bilirsin, ben mesafeleri adımlar ile ölçmedim. Bundandır, düşürme aklına uzak olmamı.. Mavinin her tonuna gizlenmişken, Duyamadığım anlarda görebiliyorum seni. Göremediğim anlarımda oluyor elbette. Ama üzülme..! Duvarlarım senden kalanlarla dolu. Her gece geliyorsun.. Bazen bir şarkının notasında uğruyorsun odama, Bazen bir rüzgarın koynunda. Göz kapaklarıma astığım hayalin, duvarlarımda canlanıyor böyle anlarda. Öyle güzelsin ki.. Karşı çıkmıyorum.. Nasıl istiyorsan, nasıl geliyorsan.. Öyle gel.. Buradayım.. Madem ki keşfime çıktın bu gece.. Hadi..! Çıkar herşeyi gün yüzüne.. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:25. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.