IRCForumu.ORG   okey sitesi
sohbet


Ağaç Şeklinde Aç4Beğeni
  • 2 Post By Burçinn
  • 1 Post By Brittle
  • 1 Post By Zenia

 
Makale Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
Alt 30 Ağustos 2025, 08:06   #1
Nick kopyalandı!
Post Göğe Hasret Kuşlar... 2. Bölüm:

Dört saatin sonunda miting alanına vardılar. Richard, Olivier’a son uyarılarını da yaptıktan sonra hepsi güvenlik taramasından geçip o meşhur meydana girdiler. Henüz mitinge iki buçuk saat vardı ama alan şimdiden kalabalıkla dolmuştu. İnsanların arasından ön saflara doğru ilerlemeye çalıştılar, fakat nafile… En sonunda kalabalığın en sıkışık olduğu orta kısımlarda bir yer bulabildiler. Küçük Olivier bu noktada yoruldum diye mızmızlanmayı bıraktı.

Tam o sırada Olivier babasına seslendi:
— Baba, biri sana sesleniyor!

Diğer çocuklar da bu sesi duymuştu. Kalabalık arasından tanıdık bir ses yaklaştı:
— Richard, Richard! Yaşlanıyor musun adamım?

Sesin sahibi, eski mahalle komşuları Bay Marcus, eşi Clara ve Olivier’la yaşıt kızları Lila’ydı. Onları görünce Evelina’nın içi hüzünle burkuldu; eski mahalledeki günler, komşularla geçirilen zamanlar gözünün önünden geçti. Her ne kadar taşınmalarını “iş” bahanesiyle açıklamış olsalar da, bu bahane kimseye inandırıcı gelmemişti. Çünkü Bay Richard’ın yaptığı tek iş, bahçesinde yetiştirdiği sebzeleri halde satmaktı. Gerçek bambaşkaydı: Bir sabah vakti kapıları sertçe çalınmış, Yüce Vincent’in yeğeni Bay Adrian ve eşi Ania, bir orduyu andıran korumalar ve kameralarla kapının önüne dikilmişti.

Evin yerine bir hayırsever tarafından okul yapılacağı söylenmiş, aileye de para karşılığı evi bırakmaları gerektiği bildirilmişti. Tabii ki ailenin en büyük oğlu Ethan bu durumu kolay kabullenmemişti. İnatla sormuştu:
— Müteahhit kim? Projenin taslağı nerede? Ve neden özellikle bizim evimiz?

Bay Adrian’ın cevabı ise soğukkanlıydı:
— Çünkü bu arsa, çocuklara en yakın nokta. Su ve elektrik tesisatı kusursuz. Okulu yapacak adam da henüz yurtdışından gelmedi. Sen de istemez misin, minik Olivier’ının iyi bir eğitim almasını?..

Sözleri, aileyi derinden vurmuştu. Kasabada üç okul vardı ama hepsi paralıydı. Olivier eğitim göremiyor, yalnızca abi ve ablasından öğrendikleriyle yetiniyordu. Hele ki ekonominin bu denli daraldığı günlerde “ücretsiz okul” fikri, akıllarını çelmişti. Sonunda cüzi bir miktara evlerini bırakmak zorunda kaldılar.

Bay Marcus, dostuna sarıldı:
— Nerelerdesin be adam! Sen gidince herkes senin sebzelerine hasret kaldı. O domateslerin tadı hâlâ damağımızda… Ama sen taşındıktan sonra Georgia Manavı açıldı. Oradaki sebzeler plastik gibi, bir gram lezzet yok. Bir de karşı komşunuz Parker’lar… Nedendir bilinmez, gittiğinizden beri bir kez bile evden çıkmadılar. Hatta itfaiyeyi bile çağırdık ama evde kimse yoktu. Oysa evden hiç çıkmamışlardı… Mahalle iyice tuhaflaştı.

Richard gülümseyerek omzunu silkti:
— Parker’ı bilmez misin? Hep kaybolur, işi gücü bahane eder. Belki de mahalleden uzaklaşmanın yolunu buldu. Bizim yeni kasabamızda bahçe yok. Para kazanmak için Margaret, bir malikanede aşçı yardımcılığı yapıyor… Böyle zor duruma düşeceğimizi bilseydim, kendimi o evin kapısına zincirlerdim. Neyse dostum, hadi şu çörekleri paylaşalım, evden getirdim.

Marcus, kuru ve nemlenmiş çöreğin tadından pek hoşlanmasa da bu yoklukta şikâyet etmeye utanıyordu.

Kadınlar da kendi aralarında sohbete daldılar. Clara’nın gözleri doldu:
— Canım, sizi öyle özledik ki… Sen gidince anladım en iyi, hatta tek komşumuzun siz olduğunu. Bahçede yaptığımız hasatlar, çocuklarımızı birlikte parka götürdüğümüz günler hâlâ gözümde.

Margaret, boyun büktü:
— Kader böyleymiş Clara… İlk kez resmi bir işte çalışmaya başladım. Aklıma gelmişken, istersen seni de yanıma alabilirim. Çalıştığım malikane büyük, temizlikçilere yetişmek zor oluyor. Bayan Nelson, tanıdık birini bulursam haber vermemi istedi. Üstelik parası da iyi. Yorulmazsın da… Ne dersin?

Clara önce düşündü, sonra içtenlikle başını salladı:
— Aslında Lila’yla çok meşgulüm ama onun geleceği için çalışmalıyım. Teklifin için çok teşekkür ederim, canım.

Margaret hemen hanımına haber verdi ve olumlu cevap aldı.

Saatler böylece su gibi akıp gitti. Sohbetler, hasretle karışık kahkahalar derken, birden kalabalıkta bir uğultu yayıldı. Yüce Vincent’in konuşma zamanı gelmişti. Önce her mitingde olduğu gibi ailesi sırayla onu övdü. Ardından o tok, kulakların pasını silen sesi duyuldu:

— Halkım, canlarım benim! Yine meydanı doldurmuşsunuz! Ne de güzel bir halka sahibim ben!

Alkış tufanı meydanı inletti. Vincent sözlerini sürdürdü:
— Belki aranızda evini, bahçesini devlet için feda edenler vardır. Onlar sayesinde ülkemiz okullarla, hastanelerle, parklarla dolup taştı! Hepinize minnettarım… Ve biliyorum, aklınızda şu soru var: “Neden bu küçük alanda miting yapıyoruz?” Söyleyeyim: Çünkü sınırın ötesindeki yabaniler topraklarımıza sızmış durumda! Ne yazık ki onları durdurmaya çalışan on altı askerimizi şehit verdik…

Kalabalık buz kesti. Vincent devam etti:
— Halkım, konuşmamın sonunda yardımcılarım size özel notlar verecek. O notlarda yazılanları yerine getirirseniz, bizi kimse deviremez!

Meydan uğultularla çalkalandı. İnsanlar, kâğıtlarda neler yazacağını tahmin etmeye çalışıyor, korkuyla birbirlerine bakıyordu.

Ve o an geldi. Yardımcılar, ailelerin isimlerini tek tek okumaya başladılar:
— Carter ailesi!
— Ewans ailesi!
— Faster ailesi!
— Harris ailesi!

— Lewis ailesi!

Soyadlarını duyunca Olivier dahil tüm aile ayağa kalktı. Büyükanneleri ise soyadı farklı olduğu için çağrılmamıştı. Kalabalığın ortasında zarflarını açtılar. İçinden çıkan notta sekiz madde sıralanmıştı. Her satır, Lewis ailesinin kalbine ağır bir taş gibi oturdu…


"Sevgili Lewis'ler, bildiğiniz üzere ülkemiz dış tehditlerle çatışma içerisinde; savunmaya destek olmanız için sizin ailenize özel bir yardım listesi oluşturuldu:

1) Öncelikle, sakın buradaki size özel hazırlanan listeden kimseye bahsetmeyin. Ve bahsedenleri çekinmeden bölgenizdeki emniyet güçlerine ihbar edin. Aksi takdirde hakkınızda kamu soruşturması açılacak ve muhtemelen sınırdaki İnfazlar Yurdu'na gönderileceksiniz.

2) Aksi bir emir olmadıkça gece 12'den sabah 6'ya kadar sokağa çıkamazsınız. Bu saatler aralığında güvenlik güçlerimiz saldırgan gruplarla mücadele edecek ve halkın zarar görmemesi için bu en mantıklı karardır.

3) Zarfın içindeki cihazı evinizin yüksek bir yerine kurun. Bu cihaz, evinize sızma girişimindeki hainleri tespit edecektir. Ve ayrıca özel hayatınızın irdelenmeyeceğinin ve paylaşılıp yasal delil olarak sunulmayacağının garantisini veririz.

4) Evinizdeki 10 yaş altı çocuğu sakın okula göndermeyin, okullarda öğretmen hademe kılığında örgüt üyeleri olduğuna dair duyumlar aldık

5) Bayan Lewis, alışveriş yaparken sadece üzerinde ¤ damgası bulunan markaları tercih edin, yurdumuzun ekonomisi için en önemli şey bu.

6) Oğlunuz Ethan'ın yetişkin bir erkek olmasından ötürü dışarıdan herhangi bir siren sesi duyması takdirinde yasak saatler içerisinde olsa bile sokağa çıkıp güvenil güçlerine yardım etmesi gerekir. Elle tutulur bir mazeret olmadığı müddetçe bu onun vatanî görevi bilinir.

7) Kızınız Emilia'nın siz aile büyükleri kadar direnme gücünün olmadığını düşünerek; kaçırılma, gasp, rehin alınma vb. durumlara karşı bir ay boyunca asla evden çıkmaması gerekmekte. Ve sakın dışarıdan biri ile iletişime geçmesin. Bir ülkeyi en çok kızdıracak şey kız evlatlarına el sürülmesidir... Bunu yapmalarına fırsat vermeyin!

8) Değerli Lewis ailesi, devletimize bağışladığınız eski evinizi de unutmadık! Bu vatansever tavrınızdan ötürü size tekrar bir nakit yardımımız olacak. Para zarfın içinde. Vatanını seven bireyler daima ödüllendirilmeli!

9) Her pazar ailenizin tüm üyelerini sayım için çağıracağız, gelmeyenler vatan düşmanı ilan edilecek.

10) Aile içinde ya da mahallenizde devlet aleyhine en küçük bir şüpheli söz, davranış veya imadan haberdar olursanız, hiç vakit kaybetmeden bağlı bulunduğunuz karakola bildirmeniz zorunludur. İhbar etmeyenler, suça ortak sayılacaktır.

Size özel tasarlanan bu 8 maddeyi her ne şart altında olursanız olun uygulamalısınız, hem sizin hem de vatanımızın geleceği için son derece önemlidir... Sağlıcakla kalın...


Brittle ve Zenia bunu beğendiler.




Pencereden baktığımızda güneşi esirgemiyorsa gökyüzü, Mehmetler hâlâ bedelini ödediği içindir.
🇹🇷
 
Alıntı Yap
 


Bu Makaleyi Görüntüleyen Şu Anda Aktif Kullanıcılar : 1 (0 Kayıtlı Üye Ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:34.

IRCForumu.Org

IRC dünyasının buluşma noktası. Sohbet, bilgi ve eğlence burada!