![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
Ey aşk, ey ateş, ey Ay ışığında kavrulan yürek, Sensiz gündüzlerim geceden kara, yetim bebekten bile tek… Gözlerin sanki bahar, ama bana inat solar, Gülüşün bir nehir, fakat kurak çöllerde akar. Gelip de gidişin mi, yoksa hiç gelmeyişin mi derin yara? Yoksa sen, bende kalan son umudu bile alıp giden fırtına mısın ara sıra? Ey nazlı rüzgâr, madem gülümü solduracaktın, Niçin kokusunu dâhi cennetine götürdün?.. Dünya mı dönüyor sensiz, yoksa zaman mı durdu? Senin adını bilmez miyim? Bilmem, belki de unuttum… Yoksa bilmez miyim hiç, Kerem’i yakıp kül eden sevdayı? Sen, Leyla’nın Mecnun’a fısıldadığı o eski rüyayı… Gidişine kızmadım; belki yollar, hasretle aşkı körüklemek için uzadı, Belki ayrılık, vuslatın hikâyesi güzel olsun diye uğradı.. Ama ey aşk, bil ki en çok korktuğumda sarıldım sana, En çok güldüğümde ağladım, en çok ağladığımda uğradım sana… Pencereden baktığımızda güneşi esirgemiyorsa gökyüzü, Mehmetler hâlâ bedelini ödediği içindir. 🇹🇷 |
|
|
Alıntı Yap |
| Bu Makaleyi Görüntüleyen Şu Anda Aktif Kullanıcılar : 1 (0 Kayıtlı Üye Ve 1 Misafir) | |
|
|