![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
Gün ışıdı, mevsim bahar, umutlar açmakta hâlâ, Lâkin bir Ahmet doğdu bugün, toprakta beklemekte... Doğum günüydü bugün, sessiz bir çığlık gibi, Gökyüzü bayrakla değil, gözyaşıyla süslenmekte... Kandili sönmez diye kandırıldık yıllarca, Fakat gözlerde soldu, çiçekler birer birer... Uğur’un bisikleti kaldı kırık düşlerde, Berk'in ekmeği bayattı, vicdansız ellerde... Eylül’ün adını rüzgârlar fısıldar, Elif anneciğine değil, toprağın koynunda yatar... Ceylan’ın oyuncağı: bir bomba parçasıydı, Roboski’de o kış kar değil, kurşun yağardı... Bu vatana cennet dedik—ki belki de öyledir, Ama cehennem ancak çocuklar için gizlenir. Kimi uyurken gitti, kimi oynarken bu cennetten, Teneffüste veda etti, derse gecikti Fatih'cik.. Bir masal anlat bana, içinde çocuklar yaşasın, Ama kahramanları karanlığı değil, aydınlığı çağırsın, Bir soru sorayım: Bu bayram kimlere armağan gelir? Kime gelmez? Ahmet’in mezarına kar kış mı gelir? “Çocuklar ölmesin” dedik, hâlâ diyoruz ama, Sahi, kim duyuyor? Kim susuyor? Kimi vuruyoruz? Adaletin terazisi mi bozuldu, yoksa… Vicdanın ayarı mı bozuk bu karanlık sokakta?.. Ey zaman, niye bu kadar hoyratsın ki sen? Bir çocuğun gülüşüne kıyanlar, iyi miydi eskiden? İrkilir mi hiç tarih, adını anınca minik şehitlerin, Yoksa alışır mı en son, yas tutmaya gözlerin? Öldürülen her çocuk, göğe yazılmış bir ağıt, Her biri ayrı hece, aynı kaderin kurbanı... Ahmet’in gülüşü şimdi yıldızlara emanet, Ve biz hâlâ susarız… Susarız ama çığlık çığlığayız... Pencereden baktığımızda güneşi esirgemiyorsa gökyüzü, Mehmetler hâlâ bedelini ödediği içindir. 🇹🇷 |
|
|
Alıntı Yap |
| Bu Makaleyi Görüntüleyen Şu Anda Aktif Kullanıcılar : 1 (0 Kayıtlı Üye Ve 1 Misafir) | |
|
|