![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
Fatih Erkoç’un sesi odanın içine yayılırken, insanın içiyle dışı yer değiştiriyor sanki. Bir melodi yetiyor; yıllardır susan duygular ayağa kalkıyor. İşte tam o anda yazmak geliyor insanın içinden. Düşünmeden, süslemeden… Sadece kalbin söylediğini kâğıda bırakmak istiyor. Acı belki de yüreğimize gece gibi çöken bir şey… Sessiz, ıssız, karanlık ve ağır. Kimseye haber vermeden gelir, ışıkları bir bir söndürür. İçimizde çöreklenir; gitmez, kovsan da dağılmaz. Gecenin en koyu saatinde, herkes uyurken uyanık kalan bir misafir gibidir acı. İnsanı en çok sessizliğiyle yorar. Çığlık atmaz, ağlamaz; sadece durur. O duruşuyla hatırlatır kendini. Kaybettiklerini, yarım kalanları, söyleyemediklerini… Şarkının bir yerinde ses titrer ya, işte acı da tam orada dokunur kalbe. Hiç beklemediğin bir anda. Ama garip bir teselli de vardır bu karanlıkta. Çünkü acı, insanı kendine yaklaştırır. Maskeler düşer, kelimeler sadeleşir. İnsan en gerçek hâlini acının içinde bulur. Belki de bu yüzden müzikle birlikte yazı dökülür; acı, kalemin yolunu açar. Ve gece ne kadar uzun sürerse sürsün, yazılan her cümle küçük bir ışık yakar. Acı hâlâ oradadır ama artık yalnız değildir. Şarkı, kelimeler ve kalp… Hepsi aynı karanlıkta, sessiz bir anlaşma yapar gibi durur. |
|
|
Alıntı Yap |
| Bu Makaleyi Görüntüleyen Şu Anda Aktif Kullanıcılar : 1 (0 Kayıtlı Üye Ve 1 Misafir) | |
|
|