![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
Söz mü Yaralar, Susmak mı? Bazen bir cümle insanın içine taş gibi oturur. Söylenip bitmiştir ama etkisi sürer. Bazen de hiçbir şey söylenmez; odanın ortasında asılı kalan o sessizlik, kelimelerden daha ağırdır. İşte tam burada başlar asıl soru: İnsanı yaralayan söz müdür, yoksa susmak mı? Sözün gücü vardır. Bir kelimeyle umut verilir, bir kelimeyle yıkılır insan. Dil, kalbin tercümanıdır derler ama her tercüme doğru mudur? Öfkeyle söylenen bir cümle, çoğu zaman geri alınamaz bir iz bırakır. “Ben öyle demek istemedim” ifadesi, kırılan kalbin üzerinde pek işe yaramaz. Çünkü söz ağızdan çıktı mı, sahibinden bağımsız bir hayata başlar; yankılanır, büyür, çoğalır. Hele ki sevdiğimiz birinden gelmişse, en zayıf yerimize dokunur. Ama susmak… Susmak bazen daha keskindir. Konuşulması gereken yerde susmak, görmezden gelmek, duymamış gibi yapmak… İşte o zaman insan, yok sayıldığını hisseder. Bir tartışmada yükselen sesler kadar, ardından gelen uzun sessizlik de yaralar. Çünkü susmak çoğu zaman bir mesafedir. “Sana söyleyecek sözüm yok” demenin başka bir yoludur. Ve bazen o mesafe, en ağır cümleden daha derindir. Söz, anlıksa susmak kalıcıdır. Söz söylenir, özür dilenir, telafi edilir belki. Ama susarak birikenler tortu bırakır. İçte büyür, kabuk bağlar, sonra en beklenmedik anda yeniden kanar. Konuşulmayan her mesele, karanlıkta bırakılmış bir odadır; kapısı kapalıdır ama içindeki eşyalar yerli yerindedir. Üzerleri toz tutsa da varlıklarını sürdürürler. Yine de her söz söylenmeli midir? Hayır. Çünkü bazen susmak erdemdir. Kırmamak için susmak, sabretmek için susmak, anlamak için susmak… İşte o susmak iyileştirir. Demek ki mesele söz ya da susmak değil; niyet ve zaman. Söylenen söz sevgiyle mi söylendi, yoksa incitmek için mi? Susmak korkudan mı, yoksa bilgelikten mi? Belki de insanı en çok yaralayan şey, ne söylendiği ne de susulduğudur. Asıl yara, anlaşılmamaktır. Anlaşılmadığını hisseden kalp, en küçük kelimeyi bile büyütür; en küçük sessizliği bile terk ediliş sanır. O halde sormak gerekir: Konuşurken gerçekten dinliyor muyuz? Susarken gerçekten düşünüyor muyuz? Eğer cevabımız evetse, ne söz yaralar ne susmak. Ama eğer biri egomuzdan, diğeri korkumuzdan besleniyorsa; işte o zaman hem söz keser, hem susmak. Sonuçta insan ilişkileri ince bir dengedir. Bazen bir cümleyle köprü kurulur, bazen bir sessizlikle o köprü yıkılır. Belki de yapılması gereken, kelimeleri dikkatle seçmek ve suskunluğu bilinçle taşımaktır. Çünkü yaralayan ne sözün kendisidir ne de suskunluk; yaralayan, içindeki sevgisizliktir. |
|
|
Alıntı Yap |
|
|
#2 |
|
Nick kopyalandı!
|
İçerik gizlenmiştir.İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.Giriş Yap Kayıt Ol--------------------o--o--------------- Erdemli olmak sadece iyi olmak değil aynı zamanda iyiliği yaymaktır [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
Alıntı Yap |
|
|
#3 |
|
Nick kopyalandı!
|
İçerik gizlenmiştir.İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.Giriş Yap Kayıt Ol |
|
|
Alıntı Yap |
|
|
#4 |
|
Nick kopyalandı!
|
İçerik gizlenmiştir.İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.Giriş Yap Kayıt Ol |
|
|
Alıntı Yap |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
|
|