Saat gecenin ikisi…
Belki üçe varıyor uykusuzluğun ayak sesleri,
Pencereye yaslanmış bir kalp
Adını fısıldıyor rüzgâra.
Sokaklar sessiz,
Ama içimde kopan bir telaş var hâlâ,
Her far ışığında “geliyorsun” sanmak,
Her gölgede sana benzer bir hayal aramak…
Beklemek bile güzeldi seni,
Çünkü sonunda sana varıyordu yollarım,
Saatler eriyordu sabaha doğru
Ama ben hep o ana saklıyordum kendimi.
Geldiğinde…
Dünya susardı bir an,
Sadece kalbim konuşurdu seninle,
Ve sarıldığım o ilk an
Zaman diz çökerdi önümüzde.
Kokun…
Bir ömür gibi sinerdi içime,
Burnumun direğini sızlatan o tanıdık his
Hem acı hem huzurdu aslında.
Şimdi…
Masal bitti diyorsun ya,
Belki de sadece yarım kaldı,
Çünkü bazı hikâyeler
Bittiği yerde değil,
İnsanın içinde yaşamaya devam eder...