Nereye kaybolduysak , bulup getirelim kendimizi. Yeni bir hikayeye başlamak için acilen getirelim , diyerek başlamış olalım güne/zamana
Mevzuyu ve mevziyi terk etmeden , esastan ve usülden yüzleşerek baştan alıp inşa etmek için düşbaşı yapalım.
Dilek ağacına çizilen kalp anlamış hallerinden , yaralı ok anında anlamış , yaralarına söz geçiremeyen ağaç anlamış ama yanlış yaşayan ve yanlış yaşlanan lar anlamamış.
Geçmişin ve kalbin yaşı sorulmazmış. Geleceği kaybedenler , kafileler ve kafiyeler halinde geçmişe gidiyorlarmış bulmak için.
Ne var ki ; elleriyle koymuş gibi bulamıyorlamış, ne kendileirni ne de geçmişlerini.
Rivayete göre , dili mühürsüz bir bilge yirmi dört ayar bir soru cümlesiyle yollarını kesip ; Geçmişinizi yolda görseniz tanırmısınız ? demiş.
Cevap yerine birbirlerinin gözlerine ve dışlarına bakmışlar. İçlerine ve düşlerine bakmak hiç birinin aklına gelmemiş.
Bütün ile parçayı , yerel ile evrenseli , imge ile gerçeği, sanat ile siyaseti yanlış ilikleyen fosmodern muhtelifler ; Diyalektik bütünlük ve büyün anlatılar öldü ! Yaşasın parçanın keyfi ! diye heceleyerek ve hicv ederek geçmiş yanıbaşlarından insanın.
Kendini şiir sanan masala göre , son düzlükte yeni bir başlangıcın acemeleriymişiz.
Masal bu ya ! Sonunda edei ipsiz bağlayıp teslim almak isteen söylem savaşlarına karşı , bulundukları zamandaki ve yerdeki hava koşullarına karşı, İplerni, geçmişleirni, geleceklkerini, cümlelerini birbirlerine sıkıca bağlamışlar.
Muratlarına erip ermedikleri , okular hariç kimseye malum degilmiş. Karalama defterimden.Saygılar.