Şu günlerde en sevdiğim şey belki de kendimle olmak.. O kadar uzun süredir kendimle dertleşmemişim, kendimi dinlememişim ki.. Bir kahve eşliğinde kendimle başbaşalık paha biçilmez bir lüx...
İnsanın en kalabalık anları bazen en yalnız olduğu anlardır. Günler konuşmalarla, mesajlarla, yapılacak listeleriyle dolar; ama bütün bu doluluk içinde insanın kendine ayırdığı yer giderek daralır. Bir gün, herhangi bir anda, durup fark eder: Kendimle olmayı özlemişim.
Bu özlem, yalnız kalma isteğinden farklıdır. Yalnızlık bazen bir boşluk hissidir; oysa kendinle olmak, içi dolu bir sessizliktir. Kimseye bir şey anlatmak zorunda olmadığın, kendini açıklamadığın, olduğun hâlin yeterli olduğu bir alan. Orada insan, başkalarının beklentileriyle değil, kendi ritmiyle nefes alır.
Modern hayat insana sürekli “bir şey olmayı” fısıldar. Daha üretken, daha sosyal, daha güçlü, daha mutlu… Bu fısıltılar zamanla bir uğultuya dönüşür. Uğultunun içinde kendi sesini ayırt etmek zorlaşır. İşte tam da bu yüzden, kendinle olmayı özlemek; aslında kendine geri dönme arzusudur. Bir nevi iç eve dönüş.
Kendinle kaldığında sorular değişir. “Benden ne bekleniyor?” yerine “Ben ne hissediyorum?” gelir. Cevaplar her zaman net değildir; bazen yorgunluk çıkar ortaya, bazen bastırılmış bir sevinç, bazen de uzun süredir fark edilmeyen bir kırgınlık. Ama ne çıkarsa çıksın, gerçektir. Ve gerçek olan, iyileştirmenin ilk adımıdır.
İnsan kendisiyle kaldığında zaman da başka türlü akar. Dakikalar yarışmaz, saatler kovalamaz. Bir fincan çayın buharı, bir cümlenin ağırlığı, bir anının sızısı daha görünür olur. Hayat, küçük ayrıntılar üzerinden yeniden anlam kazanır. Çünkü insan, kendini dinlediğinde hayatı da daha sahici dinler.
“Kendimle olmayı özlemişim” demek, bir eksikliği itiraf etmek değildir; bir farkındalığı kutlamaktır. Bu cümle, insanın kendine hâlâ ulaşabildiğinin kanıtıdır. Ne kadar uzaklaşmış olursa olsun, yolun geri dönüşü vardır. Ve bazen en uzun yolculuk, bir sandalyeye oturup sessizce kendinle kalmaktır.
Belki de bu yüzden, insanın kendine verebileceği en büyük hediyelerden biri zamandır. Başkalarına değil, dünyaya değil; sadece kendine ayrılmış bir zaman. Çünkü insan, kendisiyle olmayı hatırladığında, hayatla da daha dürüst bir ilişki kurmaya başlar.