MaviS:
“Hep geçer diyorlar ya Olric…
Sence gerçekten geçer mi?”
Olric:
“Geçer efendim.
Ama herkesin ‘geçmek’ dediği şey aynı değildir.”
MaviS:
“Nasıl yani? Geçmek geçmek değil mi?”
Olric:
“Değildir Maviş.
Bazısı teğet geçer;
canını yakar ama iz bırakmaz.
Bazısı deler geçer;
sessizce girer, içeride kalır.”
MaviS:
“Peki ya en kötüsü?”
Olric:
“Bazısı deşer geçer efendim…
İyileşir sanırsın ama her hatırlayışta yeniden kanar.
Bazısıysa parçalar geçer;
geçtiği yer artık eski yer değildir.”
MaviS:
“O zaman neden hâlâ ‘geçer’ diyoruz?”
Olric:
“Çünkü zaman hareket eder Maviş.
Acı yerinde durur ama biz yürürüz.
İnsan, yürüdüğünü iyileşmek sanar.”
MaviS:
“Yani geçmek, unutmak değil mi?”
Olric:
“Hayır.
Geçmek; alışmaktır.
Eksikle yaşamayı öğrenmektir.
Ve her şeye rağmen çay koyabilmektir.”
MaviS:
“Son bir soru Olric…
Hiç geçmeyen bir şey var mı?”
Olric:
“Vardır efendim.
İnsan kendine geç kalmışsa…
Onun sızısı sadece susar,
asla geçmez.”