Anne…
çok fenayım bu gece,
uykular haran bana.
Yastık taş kesildi,
gece sırtını döndü bana.
Gözlerimde sabaha çıkmayan
bir ağrı var,
içimde susturamadığım
çocukluğum ağlıyor hâlâ.
Anne…
söyle, bu karanlık
neden bu kadar tanıdık?
Her kapıyı çalsam
sessizlik açıyor.
Uykular küstü bana anne,
rüyalar bile gelmiyor artık.
Adını fısıldıyorum içimden,
biraz ışık olsun diye.
Çok fenayım anne…
ama yine de dayanıyorum.
Çünkü senin sesin var içimde,
“Geçer” diyen…
Ve ben o söze tutunup
sabahı bekliyorum.