Eskatoloji "son" anlamına gelen teoloji (dinbilim) terimidir. İnsanlığın nihai kaderi veya dünya tarihini sonuçlandıran olaylar, daha kaba bir tabirle dünyanın sonu (İngilizce apocalypse) ile ilgilenir.
Birçok din, öğreti veya kültte dünyanın sonu gelecekte olacak bir olay olarak kutsal metin, mit veya folklorda belirtilir. Daha geniş bir açıdan, eskatoloji Mesih, Mesih Çağı, ahiret ve ruh gibi konuları da kapsayabilir.
Farklı inanışların eskatolojik inançları ve düşünceleri farklı olsa da belli benzerlikler var olabilir.
Hristiyanlık eskatolojisinde apokaliptik bir felaket sonrası gelecek bin yıllık refah krallığı inanışı vardır.
Teolojinin bir alt dalı olan Eskatoloji ''son'' manasına gelen''Eskatos'' ve ''logos'' kelimelerinden türetilmiş bir kavramdır. Aynı zamanda metafizik ve felsefenin de bir dalı olan bu öğreti dünyanın, evrenin ve insan var oluşunun sonuyla ilgilidir.
Eskatoloji sözcüğü Türkçe'ye ''ölüm ötesi bilim'' ya da ''kıyamet sonrası bilim'' olarak çevrilebilir. 19. yüzyılda ortaya çıkmış olan bu Hristiyan öğretisinin günümüzde birçok temsilcisi bulunmaktadır. Bu temsilcilerin başında John Hick, Rafiz Manavof ve Keith E. Johnson geliyor.
Eskatoloji, evrenin bir başlangıcı olduğu gibi sonu da olduğu görüşünü savunan dinsel bir öğretidir.
İçerdiği görüşler bakımından İdealizm ile birçok ortak noktası vardır. İdealizmde olduğu gibi Eskataolojide de evren ''nesneler / duyular dünyası'' ve ''idealar / sezgiler dünyası'' olmak üzere ikiye ayrılır.
Buna göre nesneler dünyası üç boyutludur ve maddi alemin imkanlarıyla sınırlıdır. Kıyamet koptuktan sonra tamamen yok olacağı için esasında gerçek değildir. ''İdealar dünyası'' ise İslam dini ve felsefesinde ''ahiret'' olarak adlandırılan madde ötesi alemin karşılığıdır Platon ve Aristoteles'e göre de gerçek olan idealar dünyasıdır.
Eskatoloji, materyalizm, nihilizm ve pozitivizm gibi felsefi akımlara karşı çıkar. Çünkü bu öğretiye göre maddi dünyadaki somut veriler birer illüzyondur. Gerçek bilgiye ancak his, sezgi ve inanç yoluyla ulaşılabilir.
Çok kapsamlı bir öğreti olan eskatoloji metafizik, teoloji, süreç felsefesi ve İdealizm ile içe içe geçmiş bir düşünceler sistemidir.
Bu görüşü savunan en önemli isimlerden biri olan John Hick, ''Eskatolojik doğrulama'' adında bir kavram geliştirmiştir. Bu kavrama göre, maddi dünya için ''saçma'' ya da ''gereksiz'' olan her şey, öte alemde tamamen anlamlı ve gerekli olacaktır.
Örneğin bir nihilizme ya da materyalizme göre, ''cennet'' ve ''cehennem'' gibi soyut kavramların herhangi bir anlamı yoktur. Ancak John Hick'e göre, kıyamet koptuktan sonra cennet ve cehennem, gerçeklik kazanacağı için eskatolojik doğrulama yapılacaktır.
İslam filozoflarının kaleme aldığı birçok kitapta da eskatoloji ile uyumlu ifadeler yer alır. Örneğin Farabi, İdeal Devlet, adlı kitabında, kıyamet koptuktan sonra insanların dirileceğini ancak maddi değil zihinsel ve ruhani bir varlık olarak sonsuza kadar yaşayacağını ifade eder.
Eskatoloji, Hint felsefesiyle doğrudan bağlantılı bir öğretidir. Birçok Hint filozofuna göre, evren dördüncü ve son evresindedir.
Batılı düşünürlerin ''Kıyamet kuşağı'' olarak adlandırdığı çağ, Doğu metafiziğinde ''Kali Yuga'' yani ''Demir Çağ'' olarak geçer.
Kali kelimesinin sözlük anlamı da savaş demektir.
Bu görüşe göre, insanlığın ilk evresi ''Krita Yuga'' yani 'Altın Çağ'dır.'' Bu döneme kısa bilgi ve sevgi çağı da denir.
İnsanlığın ahlaken ve kültürel olarak en ileri olduğu dönem bu evreye tekamül ettiği için Altın Çağ olarak adlandırılmıştır.
Sonra gelen evreler sırasıyla Treta Yuga (Yozlaşma) ve Dvapara Yuga (Çökme ya da Tunç Evresi) ismiyle bilinir. Son evre ise Eskatoloji biliminin de merkezini oluşturan Demir Çağ'dır. Bu devirde hastalıklar ve savaşlar baş gösterir, sel, kıtlık ve deprem gibi doğal afetlerin sayısı artar.
Bu bilim dalının mitleri ile İslâm inancının kıyamet ve alametlerinden kastedilen mana aynıdır.
Her ulusun mitolojik bir dünyası vardır ve birbirlerinden çok farklı coğrafyalarda yaşamış olsalar da insan topluluklarının mitolojik dünyaları, mitologları şaşırtacak kadar birbirleriyle olağanüstü benzerlikler taşımaktadır.
Farklı toplumlarda, farklı dönemlerde farklı farklı şekiller alsalar da aslında mitler insanlığın ortak kültürünün ürünüdürler. Mitosları diğer anlatılardan ayıran en önemli özellik, onun kutsal tarafıdır.
Mitler, hiç kuşkusuz, kutsal anlatılar olarak ortaya çıkmıştır ve bu anlatılar, onlara inanan kitlelerce kutsal metinler olarak kabul edilmektedir. Mitlerin, “kutsal”ın bir parçası ve kutsal anlatılar olması nedeniyle eskatoloji ile de yolu kesişmektedir.
“Eskatoloji”, son şeylerin ya da daha doğru bir biçimde, bilinen dünyamızın kendileriyle sona ulaştığı olayların öğretisidir. Bu dünyanın sonunun ve onun yıkılışının öğretisidir.
Bu yönüyle teoloji ile mitoloji arasında orta bir noktada durmaktadır. Tarihin sonu kavramı hem bir teolojik olgu hem de mitolojik bir beklentidir. Eskatoloji bize, evrenin özelde de uygarlığımızın bir sona doğru yaklaşmakta olduğunu; çünkü zamanın ileriye doğru bir akış içerisinde olması nedeniyle sona ermesi gerektiğini düşündürür.. Bu, sadece mitolojik ya da teolojik bir varsayım değildir.
Ekonomiden coğrafyaya, jeopolitikten astrofiziğe kadar birçok bilimsel disiplin de eskatolojinin bu savlarına destek olmakta ve öngörülerini güçlendirmektedir.
Zamanın nasıl son bulacağı ile ilgili geliştirilen inanç biçimleri tarih boyunca, dinlerde ve mitolojilerde önemli bir yer tutmuştur.
Eskatolojik inanışlar, bir felaketi ve felaketler zincirini vaat ederken, aynı zamanda, “iyi olan”ı da vaat etmektedirler. Kirlenen bu dünyadan daha arınmış bir dünya, giderek kötüleşen zamanlardan daha adil, mutlu ve müreffeh bir altın çağ çıkacaktır.
Bu, kötünün içinde mutlak iyinin var olmasıdır ve mutlak iyinin tesis edilmesiyle, kötülükler yenilgiye uğratılmış, yok edilmiş olacaktır. “Son” fikrinin gerçekleşebilmesi için, iyiye ihtiyaç duyulacak gayri meşru zamanların var olması gerekir.
Zaman iyice kötüleştikten ve iyiye, ahlaka, müreffeh yaşamlara kuvvetle ihtiyaç duyulduktan sonra da artık, ahlaksal dönüşümün zamanı gelmiş demektir. Böylece, kötülükler kesin bir mağlubiyete uğratılacak ve eskatolojik vaat yerini bulmuş olacaktır.
Şu ana dek dile getirdiğimiz düşüncelerden de anlaşılacağı üzere, eskatoloji içinde anılan ölüm ötesi hayat;farklı din ve felsefelerin, değişik kültür ve düşüncelerin daima üzerine yoğunlaştığı bir konudur..