boş bir sahil gibi duruyorum
kimseyle konuşmamış bir gün gibi
ve her şeyden biraz geç kalmış gibiyim
bir tren garı düşün,
sadece rüzgârı çalışan
adımı bilmeyen yolları var onun
ve ben hep oraya bakıyorum
bir çocuk gibi
oyuncağını kaybetmiş ama hâlâ oynuyor gibi
yalnızlık diyorlar,
oysa ben sadece biriyle konuşmamış bir cümleyim
merak diyorlar,
oysa ben yalnızca bilinmeyene yürüyen
bir ayakkabının sesiyim
saatler anlamsız,
ama raylar hâlâ düz
ve biletim yok ama gidiyorum
çünkü beklemek
gelenin değil, gitmeyenin hikâyesi
