Hepimiz devasa sonsuz bir filmde gelip geçiciyiz. Oynamamız gereken tek bir rolümüz, belirli bir zamanımız, rolümüzü oynayabilecek kadar yeteneğimiz var.
Gittikten sonra asla gelemeyen, bir daha hiç bir filmde oynayamayan, minicikte olsa rolümüzü güzel oynayabilmişsek bir süre unutulmayan figüranlarız.
"Figüran"
Bir beklentinin suya düşmesiydi hayatım
Uzaklarda bir yelkenli
Rüzgârın esmesini bekleyen
Suda kayan balıktı hayalim
göğüslemek bütün ayrılıkları
Olmak ya da olmamak
Bulmak sonra kaybetmek
Boş ve loş bir sandalda
Açılabilmekti bilinmeze
Özgürlük deniziydi benimkisi
Deniz-in anlamı özgürlük
Boş bir bakıştı evrensel gerçeğe
Susmaktı bazen en konuşulası hecede
Ağlamaktı
Düşünmekti
Sevmekti
Çıkabilmekti yüceliklere
Patikalarla koşmak
Uçurtmalarla uçmak
Sularla coşmaktı
Çıkabilmekti imkansız ablukalardan
Bin bir hasretle beklemek
Düşecekken düşmemek
Uçacakken uçamamak
Kaçacakken kaçamamak
Aykırıydı sezgilerim
Özlemekti özlenmemişleri
Dinlemekti dinlenmemişleri
Görebilmekti görülmeyeni
Olasılıktı olmayacak ütopyalarda
Bir bilinçti belki düş-ün/ce-nin içinde
Beni bende aramak ahmaklıktı
Olasılıklarda kaybolandım
Şiirlerin içinde olandım
Romanlarda en lüzumsuz kahraman
Filmlerde dayak yiyen figürandım.
Serdal Göçmen