Yine Ömrün hicranından kopuyor
Alıştı gözlerim acı hissetmiyor
Kalp döktüğünde gönül deminde
Hicran değil, Acı Kaplıyor
Sesleniyorum her defasında bir dağa
Anlatıyorum, ağlıyorum
Şimdi etrafım dört duvar
Ben nereye anlatacağım
Kime dökeceğim
Alışılması güç olan sitemlerimi
Serzeniş diyorlar hepsine
Kimileri alay ediyor her seferinde
Kimisi göremiyor
Kimisi duyamıyor
Mavi ile beyazın buluştuğu
Denize gittim tüm acıları dökeyim diye
Denizin o hoyratca vuran dalgasından kaçtım.
Şimdi artık ne mürekkebim kaldı
Ne de bir yazağım kağıdım
Bir filmin anlamsızca söylenmesi gibi
Okuduğumuz şiirler ve şarkılar
Neden bu kadar acıklı ve hüzünlü
Ya da biz mi onları arıyoruz
Ağlamayan sevda var mı bu hayatta
Zorlukları aşan fakat hissedemiyen
Alışılmışlığı değil, yaşanmışlığı değil
Kimsenin iç çeke çeke güldüğü
Sevdası var mı?
Ben diyemedim, göremedim, duyamadım
Hani yaşanmışlıklar ülkesindeyiz
Hani ıslanmadan yıpranmadan sevdiğimiz
İşte ben hiç göremeden gidiyorum
Nefesimiz tükendi ve gidiyor
Yaşam hiçliğinde kaybediyorum
Bir tutam sevgiyi istiyorum
Bir tutam gerçekliği istiyorum
Ulaşılmazı güç olan mehtabın
Aşılması güç yollarında değil
Kaybettiğim hicranların hediyesi mi yoksa,
Bu sefer gidiyorum
Bakmadan küsmeden haykırmadan
Gidiyorum ömür derdinin perçevinden
Kalp sesi değil de yürek acısıyla
Kalan bir destanın hissinin kaybolması misali
Bir kağıdın bitmesi
Bir kalemin tükenmesi gibi
Yesribin tesellisi bile rüzgar ile kaybolunca
Susuyorum ve gidiyorum
Gidişi ve kaybedişi bitkinliğin son deminde
Yok oluyor gidiyorum..
Vesselam....
Not: Tabib neşter vurma gönül yarama dur gitme ömrüm seninle kaldı ve gidiyorum....