![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
*Edebiyatımızda, Tanzimat Dönemi’ne kadar yalnızca halk hikayesi ile mesnevi türünde anlatılan hikayeler yer alıyordu.
*Avrupai tarzda öykü edebiyatımıza Tanzimat edebiyatı ile girmiştir. *Tanzimat ile birlikte batıdaki hikayeler tanınmış, çeviriler ve taklitler yoluyla modern hikayeciliğin adımları atılmıştır. *Önceleri roman ve hikâye birlikte değerlendirilmiş; batıdan yapılan çeviriler sonrasında “hikâye” ayrı bir tür olarak ele alınmaya başlanmıştır. *Öykü alanındaki ilk yerli ürünler, Ahmet Mithat’ın 1870’te basılan “Kıssadan Hisse” ve “Letaif-i Rivayat” adlı eserleri ile verilmeye başlanmıştır. *Ahmet Mithat Efendi her ne kadar ilk öykü örneklerini vermiş olsa da eserleri teknik yönden kusurludur. *Hikayelerinde yer yer okuyucuya nasihatlerde bulunur. *Bu nedenle, Batılı tarzda yazılmış olan ilk hikâye örneği olarak Samipaşazade Sezai’nin “Küçük Şeyler” adlı eseri kabul görmektedir. *Modern öykücülüğe geçişte “Muhayelat-ı Aziz Efendi, Musameretname, Kıssadan Hisse” gibi anlatılar bir dönüm noktası sayılabilir. *Tanzimat Dönemi hikayesi birçok açıdan yenilikler barındırsa da eleştiriye uğramıştır. *Yazarların eserlerinde ağır ve halk tarafından anlaşılmaz bir dil kullanması; yine yazarların hikayeleri topluma mesaj iletecekleri bir araç olarak görmeleri en önemli eleştirilerdendir. *Hikâyelerin ortalarına kendi görüşlerini ve düşüncelerini eklemeleri, hikayeleri teknik yönden kusurlu yapmıştır. TANZİMAT EDEBİYATI ÖYKÜSÜNÜN ÖZELLİKLERİ: *Olaylar çoğunlukla günlük yaşamdan veya tarihten alınmıştır. *İlk öykülerde meddah tarzının etkisi ve tekniği görülür. *Başlangıçta Fransız hikayecileri örnek alınmıştır. *Sanatçıların bir kısmı (Ahmet Mithat, Emin Nihat, Şemsettin Sami, Nabizade Nazım) halka, bir kısmı da (Sami Paşazade Sezai, Recaizade Mahmut Ekrem) aydın kişilere seslenmeyi tercih etmiştir. *Halka seslenen yazarlar nispeten sade dille; aydın kişilere seslenen yazarlar ise ağır bir dille yazmışlardır. *Tanzimat edebiyatı birinci döneminde “romantizm”, ikinci dönemde ise “realizm” ve “natüralizm” akımının etkisi görülür. * “Sosyal sorunlar (tutsaklık, zorla yapılan evlilikler, kadın-erkek eşitsizliği, cariyelik), Batılılaşma sorunu (alafrangalık özentisi) ve ahlaki meseleler” sıklıkla işlenmiştir. *Eserler aracılığı ile bireyi eğitme ve toplumu düzeltme amacı gözetilmiş; bunun için de siyaset, din, ahlak, felsefe vb. ile ilgili düşünce ve bilgiler ya olayın yürüyüşü durdurulup ya da olayların örülüşü içinde dolaylı olarak okuyucuya aktarılmıştır. *Olayların çoğunda rastlantıların yardım ettiği aşklar yer alır. *Olayların geçtiği mekânlar çoğunlukla İstanbul ve semtleridir. *Eserlerde kişiler tek yönlü ele alınmıştır. *İyiler tamamen iyi, kötüler de tamamen kötüdür. *Yer ve çevre tasvirleri çoğu zaman eseri süslemek için yapılmıştır. *Hikayeler gazetelerde bölümler halinde yayımlanarak okuyucuya ulaştırılmıştır. *Bu dönemde hikayecilik teknik olarak kusurludur. *Kahramanlar, sosyal hayatın getirdiği zorunluluklar yüzünden aile çevrelerinden seçilmiştir. *Tanzimat edebiyatının ilk döneminde yetişen ve romantizm akımının etkisi altında kalan yazarların eserlerinde: -Tesadüflere yer verilmiştir. -Yazarların kişiliği gizlenmemiş, okuyucuya seslenilmiş, olaylar okuyucuyla konuşa konuşa yürütülmüştür. -Olayın yürüyüşü durdurulmuş, birtakım bilgiler verilmiştir. *Tanzimat edebiyatının ikinci döneminde yetişen realizm (gerçekçilik) ile natüralizm (doğalcılık) akımlarının etkisi altında kalan yazarların eserlerinde: -Gözleme önem verilmiştir. -Nedenlerle sonuçlar arasında bağlar aranmıştır. -Anlatılan her şeyin “olabilir” izlenimi bırakmasına dikkat edilmiştir. ----------------------------------------------------------------- TANZİMAT EDEBİYATINDA (TANZİMAT DÖNEMİNDE) ROMAN: *Osmanlı Devleti’ndeki kültürel ve siyasî hareketler sonucu doğan Tanzimat edebiyatı, yeni türleri de beraberinde getirmiştir. *Bu türler arasında “hikâye” ve “roman” öne çıkmıştır. *Tanzimat sanatçıları, özellikle Batı’ya yaptıkları ziyaretlerde tanıştıkları roman ve hikâye türüne ait örnekleri, Tanzimat edebiyatının oluşmaya başladığı dönemlerde Türk okuruna tanıtmak için batılı romancılardan çeviride bulunmuşlardır. *Bu dönemde hikâye ve roman kavramları, kimi zaman birbirinin yerine, kimi zaman da tek tür için birlikte kullanılır. *Tahkiye sözcüğünün de etkisiyle ilk dönemlerde hikâye ve roman türlerinin ikisi için de genellikle “hikâye” sözcüğünün kullanıldığı görülür. *Roman, Türk edebiyatında Tanzimat’la görülmeye başlanan bir tür olsa da yapı unsurları yönüyle yüzyıllardır aşinası olduğumuz edebî ürünlerin bir türevi niteliğini taşır. *Türk edebiyatında roman, başlı başına bir tür olarak 1860'tan sonra başlar. *Türk okurunun romanla tanışması, Sultan Abdülaziz döneminde sadrazamlık yapmış olan Yusuf Kamil Paşa’nın Fransız sanatçı Fenelon’un Telemak adlı eserinin çevirisi “Tercüme-i Telemak”ı yayımlamasıyla olmuştur. *Daha sonra bu çeviriyi Victor Hugo’nun ünlü romanı “Sefiller” izler. *Gazete sayesinde halka ulaştırılan bu çeviri romanlar daha sonra yazılacak olan Türk romanlarına da zemin hazırlamıştır. *Fransız romanlarından çevrilen örneklerin ardından Ahmet Mithat, Namık Kemal, Şemsettin Sami gibi yazarlar roman yazmaya başlamışlardır. *Türkçede roman niteliğini taşıyan yerli ilk roman Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-u Talat ve Fıtnat adlı eseridir. *Bu eseri, edebiyatımızdaki ilk edebî roman olan Namık Kemal’in İntibah romanı takip eder. *Batıdan gelen roman, Tanzimat döneminde iki yoldan gelişmiştir. 1-Ahmet Mithat'ın, Batılı hikâye ve romanla Türk halk hikâyelerini uzlaştırmaya çalıştığı yol. 2-Namık Kemal'in Batılı hikâye ve roman tekniğini uygulamaya çalıştığı yol. *Tanzimat edebiyatının diğer romancıları Ahmet Mithat'ın değil, Namık Kemal'in yolunu seçmişlerdir. *Tanzimat romancıları, hem kendilerinin hem de Türk okuyucusunun asırlardan beri romantizme olan büyük yakınlığından dolayı romantizmi izlemeyi tercih etmişlerdir. *Tanzimat edebiyatında Ahmet Mithat popüler romanın, Namık Kemal edebî (sanatkârane) romanın öncüsü olarak ortaya çıkmıştır. *Bu iki romancı, roman kurgusunda, tekniğinde, dil ve üslûpta ayrılarak iki ayrı damar oluşturmuşlardır. TANZİMAT DÖNEMİ ROMAN ÖZELLİKLERİ: *Tanzimat edebiyatı romanlarında sosyal sorunlar (Doğu-Batı çatışması ile bundan doğan yıkımlar, yanlış batılılaşma, aile, kadın-erkek ilişkileri, görücü usulüyle yapılan evlilikler, çocukların yanlış yetiştirilmesi, tutsaklık) ve tarihteki başarılar öne çıkan konulardır. *Tanzimat edebiyatı romanları teknik olarak zayıftır. *Yazarlar romanın akışına müdahale eder, romanı genellikle bir öğütle bitirirler. *Kişiler, taraf tutularak anlatılır. *Betimlemeler temel işlevinden uzaktır. Eseri süslemek amacıyla yapılmışlardır. *Kişiler derinliği olmayan, tek boyutlu ve yüzeysel bir görünüm içindedir. *Psikolojik tahliller oldukça yüzeysel kalır. *İyiler çok iyi, kötüler çok kötüdür, iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. *Toplumu eğitme amacı öne çıkar; toplumcu-uyarıcı-ders verici niteliktedirler. *Romanlar; halkı taassuptan kurtarmak, batıl itikatlardan sıyırmak, yanlış adet ve törelerden kurtarmak; halka tarih bilinci aşılamak; vatan sevgisini işlemek maksadıyla yazılmıştır. *Romanlarda tıpkı toplumda olduğu gibi eski ve yeni kurumlar, eski ve yeni âdetler bir arada bulunur. *Roman türünün ilk örnekleri romantizm akımının özelliklerini taşır. *Genel olarak, duygusal, acıklı konular üzerine kurulmuştur. *İkinci dönemle birlikte realist ve natüralist romanlar yazılmıştır. *Divan edebiyatına göre sade bir dil kullanılmıştır. Ama bu tam bir sade dil değildir. *1. kuşak tanzimatçılar ikinci kuşağa nazaran daha sade bir dille yazmış, 2. kuşak sanatçılar ise sanatı sanat için düşündüklerinden daha süslü bir dil kullanmışlardır. *Romanlarda ilahi bakış açısı kullanılmıştır. TANZİMAT ROMANININ UNSURLARI: Kişi: *Tanzimat romanlarının birinci dönem sanatçıları tarafından yazılanlarında idealize edilmiş kişiler yer alır. Cezmi, Felatun Bey, Rakım Efendi… *İkinci dönem sanatçılarının eserlerinde ise gerçekçi kişiler vardır: Dilber, Karabibik, Bihruz Bey… *Tanzimat sanatçıları, her kesimden kişiyi kendi sosyal ve ekonomik konumlarına uygun olarak konuşturmuşlardır. Olay: *Tanzimat romanında anlatılan olayların ya gerçek ya da gerçeğe benzer olması gerektiği düşünülür. *Tanzimat romanlarında olayların merkezinde, aşk ve entrikalar vardır. *Tanzimat sanatçıları romanları sürükleyici hâle getirmek için aşkı ve entrikayı olayların gelişmesinde tesadüflere çok yer vererek başarılı bir şekilde kullanmıştır. Zaman: *Tanzimat romanlarında zaman, (Cezmi dışında) sanatçıların yaşadığı zaman, genellikle Osmanlı toplumunun Batı ile tanışmaya başladığı dönemdir. *Bazı romanlarda Batıya dönük kişilerin yaşamı ve zamanı; bazı romanlarda ise Osmanlı'nın içe kapanık dönemi yansıtılır. *Genel olarak zaman, Osmanlı toplumunun Batı medeniyeti ile tanışmaya başladığı zamandır. Mekân: *Tanzimat romanlarında olayların geçtiği mekân genellikle İstanbul’dur. *İstanbul'da Çamlıca ve Beyoğlu gibi eğlence mekânları öne çıkar. *Ahmet Mithat, olayları, hakkında bilgi vermek istediği mekânlarda geçirmiştir. *Tanzimat romanlarında mekân, fon olarak kullanılsa da ağırlıklı olarak o dönemin sosyal yaşamını yansıtacak yerlerdir. Tema: *Tanzimat romanlarında şu konulara ağırlık verilmiştir: -Araba Sevdası: Yanlış batılılaşmanın yol açtığı komik durumlar. -Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat: Görmeden evlilik, erkek baskısı ve zulmüne dayalı aile şartları, kadınların esareti. -İntibah, Araba Sevdası: Yanlış kadınları sevmenin doğurduğu yıkımlar. -Sergüzeşt: Kölelik ve cariyelik. -Karabibik: Bir köy yaşamı. -Zehra: Kıskançlık ve kıskançlığın yol açtığı olumsuzluklar. -Cezmi: Tarihi bir olay. -Felatun Bey'le Rakım Efendi: Batılılaşmanın hangi yoldan ve ne şekilde olması gerektiği. Dil ve Üslûp: *Tanzimat'ın birinci döneminde halkın anlayacağı bir dil kullanılmış, ikinci dönemde ise bu sade dilden uzaklaşılmıştır. -Ahmet Mithat: Olayları heyecanlı bir şekilde anlatmıştır. -Namık Kemal: Sıfatlara, benzetmelere, abartmalara sıkça yer verir. -Şemsettin Sami: Romanında yer yer dil bilgisi bozukluklarına rastlanmaktadır. Yazar, kişilerin kendi ağızlarına göre konuşturulmasında başarılıdır. -Samipaşazâde Sezai: Betimleme ve analizlerde Türkçeden uzaklaşmıştır. Özensiz bir üslûp görülür. -Recaizâde Mahmut Ekrem: Romanlarının dili sade değildir. -Nabizade Nazım *Farsça ve Arapça kelimelerden ve tamlamalardan uzaklaşarak, ortalama bir dil kurmuştur. El Haset Min-El Mahrum Kötü Niyetle İyi Murada Varılmaz ! ! ! |
|
|
Alıntı Yap |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
|
|