![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
Siz bu "satırlarda" okurken Yahudiler Almanlar tarafından soykırıma uğruyor.
Ve yine siz bu "satırları" okurken Yahudiler Müslümanları katlediyor. Ne acı değil mi tarihinde büyük acılar olan bir topluluğun tarihte emsali görülmemiş acılar yaşatması Filistin'e. Ne der Yaşar Kemal Yaşar Kemal bir kitabında: "Savaş icat eden görmesin cennet!" Görmesin... Ne savaş icat edenler ne bu katliama destek olanlar ne de kendini medeni ilan edip yaşananlara göz yumanlar! Meğer ne kadar haklıymış Aliya İzzetbegoviç Aliya İzzetbegoviç "Bunu hiç unutma evlat; Batı, hiçbir zaman medenî olmamıştır." Ne o tarihte ne de bugün... "İnsanların öldürüldüğü hiçbir dava haklı değildir," olmamalı da, hele ki masum çocukların... Ne der şair Şükrü Erbaş Şükrü Erbaş, "Canı cehenneme rahat uyuyanın Kapısını örtenin perdesini çekenin Yüreği yalnız kendiyle dolu Duvarları ancak çarpınca görenin Canı cehenneme başkasının yangınıyla Evini ısıtıp yemeğini pişirenin." Rahat uyumayanların, Kapısını örtmeyip perdesini çekmeyenlerin, Yüreğinde insan sevgisi olanların, Başkasının yangınıyla yapanların romanı Nefes Nefese Nefes Nefese İkinci Dünya Savaşı Yılları Avrupa'yı kasıp kavuran bir dalga: Nazizm Ve savaşa her taraftan dahil edilmeye çalışılan ülke: Türkiye, başında Milli Şef, ihtiyar kurt İsmet İnönü... Taraf olmayan bertaraf mı olur? Yoksa kimi mücadelelerin en büyük kazancı onların dışında mı kalmaktır? Peki ne kadar dışarıda kalırsan kal yaşanan acılara göz yumabilir mi insan? Gözlerin rengi ne olursa olsun gözyaşlarının rengi aynı değil midir? Ve tabii aşk, Hayatın kaçınılmaz gerçeği... İlla kendinden olana mı aşık olur insan? Hayat senden olmayanla güzel değil mi? Selva, Osmanlı Veziri kızı ve Yahudi bir genç Rafael Alfandari... Milliyetçi savaşların yaşandığı dünyada insancıl bir sevda. Sonu ne olur dersiniz? Sonu nefes nefese... Zorla yapılan sünnet kontrolleri, Büyükbaş hayvanların bindirildiği vapurlara tıka basa doldurularak çalışma kamplarına götürülen, kimlikleri, kişilikleri elinden alınan, Sabun yapılan, Parşömene dönüştürülen, Kobay olarak kullanılan, Zehirli gazlarla veya kurşuna dizilerek öldürülen insanlar: "Numaranı oku." "3233." "Sen artık 3233'sün. Adın bu. Bu numarayı kaybedecek olursan öl daha iyi. Tamam mı?" Ama ne olursa olsun insanlığını yitirmeyen, kendi ilacını başkasına veren insanlar: "Ben hep yanımda taşırım, kalp hastası olduğum için... Alın bunu." "Ya sizin ihtiyacınız olursa?" "Zaten ölüme gidiyoruz," dedi adam, "ben Türk tabiiyetin*de değilim, Fransızım." Bir adımız var değil mi? Bizi biz yapan bir kimliğimiz. Yok etmek isterken önce kimliğini alıyorlar insanın elinden. "Bu sayfada adını ara bul!" "Adı! David bir adı olduğunu hatırladı. Neydi adı? Neydi?" Ölüm de bir nimet gibi gelir mi insana? Eğer bir savaşın orta yerindeysen... "Ben ölüyüm. BEN ÖLÜYÜM. Şükürler olsun ölüyüm. Hiç canım acımadı ölür*ken. Kurtuldum. Sonunda kurtuldum. Yaşasın ölüm!" Her şey kötü giderken umut ışığı yanar mı bir gün? "Bir ışık yanabilecek miydi onun da hayatına bir gün?" O umut rotası Türkiye olan bir tren... Öyle bir tren yolculuğu ki öldürüp öldürüp dirilten, yer yer ceset kokup yer yer keman sesleriyle hüzünlendiren... "Hayat güzeldi. Hayat bir trenin daracık koridorunda bile yaşanmaya değerdi, bir nota için dahi olsa, tek bir nota, insanın yüceliğinin sembolü olan." Asseo keman çalarken benim yüreğim yandı. Babasına hasret bir kız, kızına hasret bir baba, Kardeşini kıskanmaktan kendi hayatını yaşayamayan bir kadın, Kendi çocuğunu sevemeyen bir anne, Savaşın kıyısında bir ülke, Tüm zorluklara rağmen umuda doğru bir tren yolculuğu... ~Alıntı Benzer Konular: |
|
|
Alıntı Yap |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
|
|