![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
GECELEYİN
Geceleyin benden ayrılır ruhum, Dönünceye kadar açık kalır cam. Uyanık, başımın ucunda bir mum, Beklerim, beklerim böyle her akşam. Bilmesem de nerye gidiyor ruhum, Bütün gece, sessiz, eriyip de mum, Sabah olduğunu çok biliyorum; Biliyorum, bu bir sonsuz helecan. Besbelli bir ömür böyle sürecek, O öyle uçarı, ben böyle ürkek; Bir gün ya bilerek, ya bilmeyerek, O dönmeden camı kapayacağım. (İlk defa bu kitapta yayınlanıyor) Behçet Kemal ÇAĞLAR DEĞİRMENE İSTİDA Köküne sar beni, yeşert ey söğüt! Değirmen, değirmen, beni de öğüt! Ey dere bende de çarkları döndür; Çuvalların açık durduğu gündür. Tozlandım yollara uzana, baka, Duru su! Duru su! Beni de yıka! Omzumdan başımdan dökül ey dere; İçim temiz çıksın büyük günlere! Her şeyi söndüren! Ah beni yaksan… Sonunda göl olup durulacaksan Maya yap şimdiden al gözyaşımı Döndür, çarkın gibi, döndür başımı; Değirmen! Değirmen! Beni de öğüt!. Ben meyvesiz ağaç, yürüyen söğüt; Sen ey kavakyeli, başımdan dağıl! Duru su! Gel bana sen çağıl çağıl, Gizli yatağımdan çıkar, koğ beni, Gel, ya tertemiz et, ya da boğ beni! Kızım! O ak bezde ne kir var ne suç; Gel beni çitile, bana vur tokuç… Meded ey çark, meded ey su, ey söğüt! Değirmen, değirmen! Beni de öğüt! Necip Fazıl KISAKÜREK TÜTEN RUH Sana ey kanımda eriyen kadın Can nasıl dayansın, nasıl dayansın. Mezara çekmekse beni maksadın Önümde o siyah gözlerin yansın. Bir sütun alevsin, bir sütun duman, Yalnız seni görür gözünü yuman. Senden ateşine bir deva uman Bari gitsin kara toprağa kansın. Bir çukur solumda, bir taş sağımda Kabre girdiğim gün bu genç çağımda Öyle bir yüksel ki sen toprağımda Görenler ruhumu tütüyor sansın. Ahmet Hamdi TANPINAR BURSA’DA ZAMAN Bursa’da eski bir cami avlusu, Mermer şadırvanda şakırdayan su; Orhan zamanından kalma bir duvar, Onunla bir yaşta ihtiyar çınar Eliyor dört yana sakin bir günü. Bir rüyadan arta kalmanın hüznü İçinden gülüyor bana derinden. Altı yüz çeşmenin serinliğinden Ovanın yeşili, göğün mavisi Ve minârelerin en ilâhisi!.. Bir zafer çığlığı burda her isim; Yekpâre bir anda gün, saat, mevsim Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın Hâlâ bu taşlarda gülen rüyanın… Güvercin bakışlı sessizlik bile Çınlıyor bir eski zaman vehmiyle. Gümüşlü bir fecrin zafer aynası; Muradiye, sabrın acı meyvası, Ömrünün timsali beyaz Nilüfer Türbeler, câmiler, eski bahçeler, Şanlı hikâyesi binlerce erin, Sesi nabzım olmuş hengamelerin Nakleder yâdını gelen, geçene. Bu hayalde uyur Bursa, her gece; Her şafak onunla uyanır, güler Gümüş aydınlıkta serviler, güller Bahar rüyasiyle bahçelerinin. Başındayım sanki bir mucizenin, Su sesi ve kanat şakırtısından Billûr bir âvize Bursa’da zaman, Yeşil Türbesini gezdik dün akşam, Duyduk bir musikî gibi zamandan Çinilere sinmiş Kur’an sesini. Fetih günlerinin saf neş’esini Aydınlanmış buldum tebessümünle, İsterdim bu eski yerde seninle Başbaşa uyumak son uykumuzu, Bu hayal içinde… Ve ufkumuzu Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk, Havayı dolduran uhrevî âhenk. Bir ilâh uykusu olur elbette Ölüm, bu tılsımlı ebediyette Belki de rüyası, büyük cetlerin, Beyaz bahçesinde su seslerinin! Ahmet Muhip DRANAS TİTREK BİR DAMLADIR Titrek bir damladır aksi sevincin Yüzünün sararmış yapraklarında Ne zaman kederden taşarsa için Şarkılar taşırsın dudaklarında. İşlerken hülyanı sesten örgüler Bir çini vazodan dökülen güller Gibi hülyanda fecirler güler Buruşmuş bir çiçek parmaklarında. Gözlerin kararan yollarda yorgun, Ve bir zambak kadar beyazdır yüzün; Süzülüp akasya dallarından gün Erir damla damla ayaklarında. Sesin perde perde genişledikçe Solan gözlerinden yağarken gece Sürür eteğini silik ve ince Bir gölge bahçenin uzaklarında. Sen böyle kederden taştığın akşam Derim dudağında şarkı ben olsam Gözlerinde damla, içerinde gam Eriyen renk olsam yanaklarında |
|
|
Alıntı Yap |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
|
|