![]() |
|
|
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
Mrs. Sarah Elizabeth Lawry Chapman Titanik Sergisine girerken, her misafire gerçek bir yolcunun biletini veriyorlar. Serginin sonunda kurtulan/kurtulmayan listesine bakıp hayatta kalıp kalmadığınızı öğreniyorsunuz. Bana ikinci sınıftaki yolculardan, İngiliz asıllı ve John Henry Chapman’ın eşi olan, 29 yaşındaki Sarah Elizabeth Lawry Chapman’ın biletini vermişler. Chapman çifti, gecikmeli bir balayı olur diye batmaz denilen, rüyaları süsleyen gemi ile Sarah’nın kardeşine doğru yola çıkmışlar. Gemideki yirmiden fazla balayı çiftinden sadece bir tanesi… Her sınıftan yüzde kaç kişi kurtulmuş falan filan onu sonra konuşuruz ve Chapman çifti maalesef kurbanlar arasında. Gemi batarken yeterli sayıda filika olmadığı için, öncelik kadınlara ve çocuklara verilmiş. Bunu duyan Sarah, ben kocamla iyi günde kötü günde diyerek evlendim, onsuz gitmem diyerek John’la birlikte geride kalmayı tercih etmiş. John’un cansız bedeni hala karısının çantasına sarılmış bir halde bulunmuş ve Sarah’nın cesedi eğer bulunduysa bile kimse tarafından teşhis edilmemiş/edilememiş. Ne kadar trajik ve ne kadar romantik bir son değil mi? Peki mantık? Duygusal ve asla mantıklı değil. Sevdiği adamı korku içinde yalnız bırakmaktansa onunla ölümü beklemeyi tercih etmek mantık çerçevesinden bakıldığında deliliğin ispatı gibi gözüküyor. Hem baksanıza John’ın cesedi yine Sarah’nın çantası sayesinde teşhis edilmiş ama Sarah ya bir mezarda ya da okyanusun derinliklerinde kimsesiz yok olmuş. Filikaya atlasa belki yaşayacak ve kendine yepyeni bir hayat kurabilecekti… Kurabilir miydi gerçekten? Evet, hayatını kurtarırdı ama sevdiği adamı, ona verdiği sözü geride bırakıp gitmenin suçluluk duygusundan kendini kurtarabilir miydi? Bana kalırsa ve bana onun biletinin denk gelmesi bir işaret ise, muhtemelen bir ömür John’ın yasını tutardı Sarah. Yaşamayı tercih ettiği için her gün kendini suçlamazdı elbette ama “Onu yalnız bırakmasam, nefesimle ısıtabilir miydim? Ölürken terkedilmiş hissetmemesini sağlayabilir miydim? John beni affetti mi?” sorularıyla ömür tüketen bir kadın olarak yaşardı. Bazı insanlar böyle yaşamaya programlı çünkü… Verdikleri duygusal kararlar başta sizi öfkelendirecek kadar saçma gelse de ilk kızgınlık geçtikten sonra onların sevdikleri insanları nasıl beslediğini, nasıl kimseyi yarı yolda bırakmadıklarını görünce kendi hayatınızdan çok daha anlamlı hayatlar yaşadıklarını fark ediyorsunuz. Trajidelerinin bile, 110 yıl sonra, o dönemde yaşasa aynı sınıfta seyahat edebilecek, Türk asıllı, bekar ve 34 yaşındaki bir kadına bazı değerlerin mantıktan çok daha ağır basabileceğini hatırlatacak kadar besleyici olduğunu anlıyorsunuz. Madem bir mezarı yok, bir mezar taşı yok, hiç olmazsa bir yazısı olsun istedim… Bana robot olmadığımı, bir süredir kendimi korumak adına taş kesilmiş olsam da aslında çok da güzel sevdiğimi anımsattığı için hakkında tarihe küçücük bir not daha düşülsün istedim. Rest in peace, Sarah. D.T. ![]() |
|
|
Alıntı Yap |
|
|
#2 |
|
Nick kopyalandı!
|
İçerik gizlenmiştir.İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.Giriş Yap Kayıt Ol |
|
|
Alıntı Yap |
|
|
#3 |
|
Nick kopyalandı!
|
İçerik gizlenmiştir.İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.Giriş Yap Kayıt Ol![]() |
|
|
Alıntı Yap |
|
|
#4 |
|
Nick kopyalandı!
|
İçerik gizlenmiştir.İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.Giriş Yap Kayıt Ol![]() |
|
|
Alıntı Yap |
|
|
#5 |
|
Nick kopyalandı!
|
İçerik gizlenmiştir.İçerikleri görebilmek için üye olmalı ve üye girişi yapmalısınız.Giriş Yap Kayıt Ol |
|
|
Alıntı Yap |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
|
|