![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
MARGARİTA-2
Bu günlerde ne çok türkü var hayatımda, onlarca yıl birkaç türküye tutunup yaşamıştık oysa, bir çok şiire tutunup. Bazen sussun diye içimde konuşup duran şu ses, azıcık öteden yürüsün diye hüzün, oyun havalarına sarayım diyorum, içinde mutlu insanların yaşadığı o türkülerle dağılsın içimdeki yalnızlık. Zaman zaman dinlediğim böyle bir türkü var, O. Hakalmaz söylüyor “salında gel”. Her türkü, yeterince dinliyorsanız eğer dilinize dolanıveriyor bir süre sonra. Komşumuzun kızı, yeni bitirdi liseyi, karşılaştığımızda dertleşiyoruz. “Tamer ağbi, sevdiğim bir çocuk var, evlenip yurt dışına gideceğim” diye anlatıyor, işlemlerin olmasını bekliyorlarmış işte. Git tabi kuzum, git, git ki Hollanda kız görsün diyorum, gülüyor. Olmuyor işte, bak kaçıncı kez dinliyorum, türkü aynı türkü, söyleyen aynı, dinleyen aynı, peki ne oluyor da toplaşıveriyor başıma yağmur bulutları, bulutlar toplaşınca kuşlar durur mu, yağmur kuşları da toplaşıyorlar. Oh ne güzel oldu şimdi bak, gecenin bu vakti mutfak tüpünün de biteceği tuttu. C. Süreya mı demişti “ yazsınlar felaketlerin hep çift geldiğini” diye. Sahi, anlatsana Margarita, kaş ile göz arasında ne vakit iliştirdin kendini o türkünün içerisine. İki gündür şiir okumuyorum artık, şiirden saymıyorum yazdıklarımı da. Sadece yorum okuyorum, saatlerce yorum, yüzlerce. Merak ederdim hep, niye şiir yazmaz diye bu güzel kadın, yorumlarını okudukça anladım. Şiirin kendisi olmuş artık, ağzından dökülen her sözcük kanatlanıveriyor da kuş olup uçuyorlar sanki uzak diyarlara, bazen de kelebekler gibi çiçek çiçek geziniyorlar işte baharlarda. Sonra Cemal Süreya’nın şiiri geldi aklıma, demek ki diyorum bu kadını tarif etmiş Gence’li Nizami. “taşı bu kadınla yıkasalar, üzerinde şiir bitermiş”. Onlarca kez gitmişimdir Gence’ye ama asıl çıldırasıya sevdiğim yer Quba’ydı, bir ressamın başyapıtıydı sanki Geçreş’te sonbahar. Elma zamanlarında görmelisiniz birde Quba’yı, göz alabildiğine elma bahçeleri her yanda. Elma dedim de aklıma geldi birden, neyse onu da sonra anlatırım. Plan yapıyorum şuan, birinci seçenek şu, kahve pişirmeyi deneyeceğim tost makinesinde, ikinci olarak bahçeye çıkıp mangalı yakacağım, çay demleyeceğim üzerinde, üçüncü seçenek de sen, nasıl yani? Diye soruyor musun iki gözüm, hiç tanımıyormuşsun sanki kendini. Sor tabi sor, gelince anlatırım. Şu rüzgârlar savursun hele küllerimi, bir çiçeğe dokunsun da küllerim, bir ağaca, bir kuşa dönüşsün, yeniden doğmuş olacağım işte o zaman, geleceğim Margarita, asırlardır bu yok oluşlarım hep sana, bu gelişlerim hep senin için. Gözlerinden öpüyorum seni, Girit’te bekle, buluşacağız yine, bir çiçekçi tezgâhında, limanda. ~Tamer Umut Benzer Konular: |
|
|
Alıntı Yap |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
|
|