![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
Her canlı tehikeli olduğunu algıladığı ve varlığını, yaşamını tehdit eden durumlardan içgüdüsel olarak kaçınır. İşte insan bilinci bu kaçınmayı korku olarak algılar.
Korku bir bakımdan ön uyarı mekanizmasıdır. Kişinin tehlikeli olarak algıladığı veya yaşamını tehdit ettiğini düşündüğü durumlardan kaçınamaması veya kaçındığı halde duygusal olarak rahatlayamaması, korkunun kontrolden çıkması anlamına gelir. Kişinin rahatlayamaması sonucu korku ve endişe gitgide artar ve anksiyete görülebilir. Bu anksiyete kişinin günlük hayatını olumsuz yönde etkiler ve kendi dışında işleyen bir mekanizmadır. Bu hale gelindiğinde aslında bizim kendimizi koruma mekanizmamız ve kişinin ön uyarı mekanizması olarak tanımladığımız korku fobiye dönüşür. Kişinin korkuları veya fobileri her zaman bir varlığa veya duruma bağlı olmayabilir. Fobiler toplumda hastalık olarak değil de, bir kişilik özelliği veya huy olarak algılanır. Bu nedenle tedavi için sağlık kuruluşlarına başvuran kişi sayısı oldukça azdır. Fobiler kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülür. Kişinin korku yaşadığı bir olayla, varlıkla veya durumla karşılaşması halinde genel olarak anksiyete belirtileri görülür. Panik atak halinde görülen belirtilerin büyük bir çoğunluğu fobi durumunda da görülebilir. İleri seviyedeki fobik durumlarda kalbin durması, ölüm dahi görülebilir. Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir...(Atatürk )
|
|
|
Alıntı Yap |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
|
|