![]() |
|
|
|
#1 |
|
Nick kopyalandı!
|
Bir insanı istiridyeye benzeteceğimi hiç düşünmezdim...Tıpkı bir istiridyenin en kıymetli incisini en derininde saklaması gibi saklıyor yüreğindekileri... Kırgınlıkları.. hüznü.. çocuksu coşkusu.. Zaman zaman öfkesine yenilip savurduğu küfürleri...
Konuştukça , kaptırıyorsun kendini anlattıklarının esrarına... Bilmediğin bir filmi heyecan ile izlemek gibi.. Hiç bilmediğin gizemli bir dünyanın kapısını aralamak gibi.. Ve o kadar doğal ve sade ki sözler... Hayretle, ağzın bir karış açık dinlerken buluyorsun her seferinde kendini... Hani bakmak vardır... Bir de baktığını görmek... O benim için bakarken sıradan sert kabuklu bir istiridye idi.. Görmeye başladıkça, derinlerine indikçe gördüğüm ise tam bir inci tanesi.. Geçmişten alması gerekenleri almış , bugün olduğu yere gelişindeki zaferin gururu ile yoluna bakabiliyor.. İşte bendeki asıl hayranlığın nedeni tam da bu.. Uzun zamandır kimse için böylesi bir hayranlık hissetmemiştim... Tanımaktan onore olduğum, kalbi güzel dost.. İyi ki var... Ve bir kuble onun kaleminden; Cehenneme Giden Yollar Dizilmişken İyi Niyet Taşlarıyla, Muhabbetimdi Mazi... Tükenmiş Hayallerdeydin, Yanmış Fotoğraflarda, Bir Kaç Kıyafette, Baktığım Her Yerde, Daldığım Anlardaydın. Hayatımdaydın, Uzaktaydı Bedenin, Burnumda Kokun... |
|
|
Alıntı Yap |
| Bu Makaleyi Görüntüleyen Şu Anda Aktif Kullanıcılar : 1 (0 Kayıtlı Üye Ve 1 Misafir) | |
|
|