![]() |
Oksimoron /Oxximoron Nedir ?
TDK’ye göre iki zıt anlamlı kelimenin bir arada kullanılması olarak tanımlanmıştır.
Oksimoron bilinçli veya bilinçdışı şekilde tabii olarak en çok edebiyat alanında olmak üzere birçok alanda anlamı kuvvetlendirmek ve edebi bir kaygı ile sıklıkla kullanılmaktadır. Türkçeye Fransızcadan geçen kavramın kökeni Yunanca. Bazen anlamı kuvvetlendirmek için veya edebî sanat yapmak amacıyla kullanılır, bazen de halihazırda kullanılan bir kavramı eleştirmek veya alaya almak için kullanılır. Oksimoronlara sıklıkla sıfat tamlamalarında rastlanır. Oksimoron edebiyatta ne anlama gelir? Oksimoronun edebi tanımı, iki çelişkili kelimenin birleştirilerek tek bir cümle oluşturulduğu bir söz sanatıdır. "Oksimoron" terimi, biri "keskin", diğeri "aptal" veya "donuk" anlamına gelen iki eski Yunanca kelimenin birleştirilmesinden gelir. İki zıt kelimenin birleştirilmesi, kelimenin kendisini bir oksimoron yapar. Oksimoron kelimesi, "keskin bir şekilde donuk" veya "zekice aptal" gibi anlamlara en yakın şekilde çevrilebilen eski bir Yunanca kelimedir. Oksimoron duygu ne demek? Normalde birbirine ters duyguların aynı anda yaşanmasını ifade ederken oksimoron içeren ifadeler kullanılabilir. Örneğin İngilizcede “hem üzücü hem de mutluluk verici” anlamına gelen “bittersweet” kelimesi, bir oksimoron duygu olarak görülebilir. Neydi oksimoron? Birbiriyle çelişen ya da birbirine tamamen zıt kavramların bir arada kullanılmasıyla oluşturulmuş sözlü ifade. Anlamsal olduğu kadar mantıksal olarak da çelişkili ama paradoks değil. Günlük hayatta sürekli her kesimin, herkesin kullandığı siyasetten sanatta ve bilime, ahlaktan dine kadar her alanda hissedilen söz söyleme sanatı. Daha çocukken insan düşüncesine empoze edilen masalların başlangıç cümlesi olan “Bir varmış bir yokmuş, gel zaman git zaman…” gibi oksimoron sözlerle avutup büyütmüşler bizi. O günlerde karşıtlıklarla dolu çelişkiler yumağı içine düştüğümüzü sonradan fark ediyor insan. Gerçekten hayatın her alanında bunu yaşıyoruz. Oksimoron sözler yaşamın zıt ya da birbiriyle uyuşmayan insandaki ruh bulmuş hali. Bu sözleri ifade ya da anlatıma güç kazandırmak amacıyla kullanırken ne kadar bilinçsizce büyük çelişkilere maruz kaldığımızı sonradan daha iyi anlıyoruz. Belki de halen farkında bile değiliz. Görsel ve yazılı basında okuyoruz. Örnek vermek gerekirse, namus cinayeti oksimoron bir terim olarak karşımıza çıkıyor. Toplumda öyle bir algı oluşturuluyor ki namus bahanesiyle işlenen cinayeti bilinçaltı mesaj vererek aklileştiriyoruz. Gerçekte yeri olmayan, var olmayan, ancak zihinde tasarlanana sanal gerçeklik diyoruz. Tükenmez kalem, tükenir elbette bir gün bu kalem… Bu örnekler o kadar çok ki, mesela melek yüzlü şeytan, alkollü içki, alkolsüz içki, parasız eğitim, barışçıl füze, trajikomik film, orijinal kopya, yapay zeka.. İnsan her ne kadar dünyanın birçok yerinde geleneksel yaşam biçiminden modernliğe geçmiş olsa da zihniyet açısından olarak halen oksimoron bir yapıya sahip. Hep duyuyoruz bütün ülkeler savunma silahı ya da savunma sanayisine yatırım yapıyor. Dahası bir ülkeyi işgal ederken savaşı meşrulaştırmak için oksimoron mantıkla demokrasiyi götüreceğini veya özgürlük savaşı adını vererek silah endüstrisini aklileştirmeye çalışıyorlar. Neokapitalist anlayışa sahip olan ülkeler bir yandan demokrasiyi, insan haklarını savunurken, öbür taraftan krallık, mutlak monarşi, teokratik, diktatöryel mantıkla yönetilen, ayrıcalıklı insanları, grupları içinde barındırıyor. Komik olan bu ülkeler oksimoron mantıkla demokrasiyi istiyorlar. Gülünç olan ise merdiven altı bir demokrasi kültürü, hukukun olmadığı bir anlayış, insanlara karşı oksimoron çifte standart bir mantık var. Çevreci ideolojik duruşları olduğunu ifade eden hükümetler, demokratik, eşitlikçi bir topluma ait olan doğal, tarihi değerleri yok eden, özgürlükçü, özgürlüğü ifade eden anlayışları engelleyen çelişkileri ile iktidar olan neoliberal hükümetler. Somut kavramlarla, materyalist mantıkla metafizik dünyayı kazanma çabaları yani somut olan ile sanal, soyut olanı kazanma çabasında olan inananlar. Gerçek olan şu ki, evren, doğa, insan, her şey hareket halindedir. Sürekli değişir ve gelişir. Her şey zıddı ile bilinir. Bu zıtlık birliktir. Birbirinden ayrılmaz bir ilişkidir. İnsanın XX ve XY kromozomları zıt olsa dahi anlamlı oksimoron bir mantıkla insanın var oluşunu görebiliyoruz. Zıtlık temeline dayanan evrendeki her varoluşun, varlığını sürdürmesi için dengeye ihtiyacı vardır. Yani zıtlıklar birbirini var ederken evrenin dengesini sağlamaktadır. Denge, bir şey ile zıddının birlikte varacağı ortak sonuçtur. Günlük hayatta hepimiz her an karşımıza çıkan tezat duygularla, düşüncelerle böylesi durumlarla karşı karşıyayız. Aslında evrendeki her şey bir araya gelerek bir bütünü oluşturmasıyla var olur. Belli yasa, kural, ilke ya da yönteme göre oluşturulmuş iki ayrı durumun birbirini tamamlaması söz konusudur. Yani siyah-beyaz, acı-haz, yeni-eski, gece-gündüz gibi zıt olgular. İki karşıt kavramdan birinin varlığı, diğerinin varlığına bağlıdır. Benim anladığım, her şeyin bir akış veya değişim içinde olduğu iddiasına götüren şey, evrendeki her şeyin birbirinin karşıtına dönüşme sürecinde olduğu düşüncesidir. Evrendeki düzen içerisinde, birbirine zıt ama bir bütün olarak tamamlayan olgular yer değiştirerek kendi içinde anlam taşır. İnsan bu evren içinde kendi yaşadığı zıtlıkları içinde kaybolur. Her gün yeniden bu hayata bir anlam bulmaya çalışır. Bu bir döngüdür. Gündelik hayat, içinde yaşadığımız toplumsal yapının dinamikleriyle bireyin karşılıklı etkileşimi sonucunda inşa edilir; süreç içinde kalıplaşır. Tekrar edip duran karşıtların bu uyumsuzluğu, doğada güzel bir uyuma sebep olmaktadır. Evrendeki bu dengeyi sağlayan zıtlık hareketliliğe, oluşa, değişme sebep olan karşıtların çatışması sonucu dünyayı ayakta tutan bir harmoni vardır. İşte böyle olduğu zaman yaşamı daha iyi anlıyor ya da sorgulayabiliyoruz. Son olarak, ”Sokrates bile, “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir ” derken oksimoron mantık içerisinde hareket etmiştir. |
Bir defasında yaşadığım güzel bir olay sonrası kahkahalarla gülerken aynı anda ağlıyordum.. Sanırım anlatılmak istenen tam bu.. İki zıt duyguyu aynı anda yaşamak..
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Paylaşımına emeğine sağlık nahifim:sarilan |
Bende yaşadığım acı sonrasında birden inanılmaz bir kahkahaya boğulmuştum insanlar delirmişim gibi bakıyor olmalıydı çünkü babamın vefatıydı eve gelmiştik kahkaham bitmeden ağlama krizi tutmuştu
|
Haklısınız @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ..zıt duyguların çarpışması..iç dünyamızda yaşanan bir tepkisel durum..
Zaman zaman hepimizde bir şekilde ortaya çıkıyor bu çarpışma..bende de aynısı olmustu @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] .. Yengemin cenaze sonrasında. ..hem de kızı ile ikimiz kendimizi zor attık evin dışına..önce ağlıyorduk..sonrasında bir anımız aklımıza geldi yengemle ilğili başladık gülmeye..sonrası yine ağlama ile noktalandı.. Oksimoron o yüzden insan yaşamında zıtlıkların varlığının kaçınılmaz oldugunu..her sosyal alanda söylemlerde ..uygulamalarda kendini gösteriyor.. Konuyu ele almam da bu yüzden oldu.. İsim olarak pek bilinmese de içeriği yaşamın bir her alanında var.. Rica ederim @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] &BuKLe:sarilan |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:43. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.